<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705</id><updated>2011-11-10T03:18:14.037-08:00</updated><category term='boğaz'/><category term='yoga'/><category term='Gravity and Grace'/><category term='defne suman'/><category term='Peter Sterios'/><category term='patanjali'/><category term='cihangir yoga'/><category term='memleketimden insan manzaları'/><category term='bebek'/><category term='nazım hikmet'/><category term='yoga kafası'/><category term='beyin dalgaları'/><category term='türkçe yoga'/><title type='text'>İNSANLIK HALİ</title><subtitle type='html'>hiç belli olmaz</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>24</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-965744378629939227</id><published>2011-11-09T08:48:00.000-08:00</published><updated>2011-11-09T08:48:14.436-08:00</updated><title type='text'>Kendinizi Tanıtır mısınız?</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sevgili Okuyucu,&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Geçenlerde yazmıştım. Yine yazayım. Ben bir yoga hocasıyım. Yılımın yarısını Portland diye bir şehirde geçiriyorum. ABD'nin Kuzey Batısında, yağmurlu, bol ağaçlı bir memleket. Şimdi olduğu gibi mevsim dönerken renkler öyle bir çıldırıyor ki sağıma soluma bakınırken ağzım açık kalıyor. Dünya bu kadar mı güzel olabilir?&lt;/div&gt;&lt;div class="mceTemp" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;dl class="wp-caption alignleft" data-mce-style="width: 310px;" id="attachment_832" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: #f1f1f1; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; border-bottom-color: rgb(221, 221, 221); border-bottom-left-radius: 0px 0px; border-bottom-right-radius: 0px 0px; border-bottom-style: none; border-bottom-width: 1px; border-color: initial; border-left-color: rgb(221, 221, 221); border-left-style: none; border-left-width: 1px; border-right-color: rgb(221, 221, 221); border-right-style: none; border-right-width: 1px; border-top-color: rgb(221, 221, 221); border-top-left-radius: 0px 0px; border-top-right-radius: 0px 0px; border-top-style: none; border-top-width: 1px; border-width: initial; color: #888888; display: inline; float: left; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 12px; line-height: 18px; margin-bottom: 20px; margin-left: 10px; margin-right: 24px; margin-top: 4px; max-width: 632px !important; padding-bottom: 4px; padding-left: 4px; padding-right: 4px; padding-top: 4px; text-align: center; width: 310px;"&gt;&lt;dt class="wp-caption-dt" style="color: black; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-weight: bold; line-height: 1.5;"&gt;&lt;a data-mce-href="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/11/defne-blog-foto.jpg" href="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/11/defne-blog-foto.jpg" style="color: #0066cc; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;"&gt;&lt;img alt="" class="size-medium wp-image-832" data-mce-src="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/11/defne-blog-foto.jpg?w=300" height="278" src="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/11/defne-blog-foto.jpg?w=300" style="border-bottom-style: none; border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-color: initial; border-left-style: none; border-left-width: 0px; border-right-style: none; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-style: none; border-top-width: 0px; color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; height: auto; line-height: 1.5; margin-bottom: 5px; margin-left: 5px; margin-right: 5px; margin-top: 5px; max-width: 100%; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="Defne Blog Foto" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd class="wp-caption-dd" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 11px; line-height: 17px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 5px; padding-left: 4px; padding-right: 4px; padding-top: 0px;"&gt;Foto: Ayşe Kaya&lt;/dd&gt;&lt;/dl&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;İsmim Defne. Annemle babam uluslararası bir isim olsun demişler. İçinde Türkçe karakterler bulunmasın. Kızımız seyahat ederken zorlanmasın. Gel de takdir etme şimdi bu ileri görüşlü kadın ve erkeği. Kocamın dilinde ismin Dafni diye telaffuz ediliyor. Portland'da Daphne oluyorum. Israil'de Dafna olacakmışım ama gitmedim, duymadım.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yoga hocası olmazdan önce bir sosyolog idim. Daha doğrusu sosyolog olmaya hazırlanıyordum. Doktora yapmadan sosyolog olunmuyor diye biliyordum. Yine de pasaportumun meslek hanesine sosyolog yazdırdım. Memur beyi sinirlendirmek pahasına. ''Ne okudun yani?'' diye sordu sabırsızca. Sosyoloji dedim. Başını iki yana salladı. Ben bu hareketi tam olarak neye yoracağımı bilemedim.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Annem de sosyoloji okumamı istememişti. En başta yani. Şimdi geri dönsem koca bir koçu kurban edip Yeşil apartman ahalisine dağıtır. Öyle ister yani yeniden sosyolog olmamı. Pasaportumdaki meslek hanesini onu kesmiyor. Ama işte en başta, 1991 yazında, üniversite sınavı sonuçları açıklanıp da benim Boğaziçi Üniversitesi Sosyolji bölümünü kazandığım ortaya çıkınca annemin Yasemin'e şöyle dediğini duymuştum (benden gizli) : Yaseminciğim sen ikna et de psikolojiye geçsin. Ne yapacak sosyolojiyi bitirdikten sonra?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yoga hocası olacakmış. Annemin gözünde bu meslek beden eğitimi öğretmenliği gibi bir şey sanırım. Ya da ne başta öyleydi. Şimdi, sekiz yıl sonra ufku genişledi. Ailede bir insanın yogaya başlaması her ferdi etkilermiş. Beden eğitimi öğretmeninden bir kademe daha kaliteli bir iş yaptığımı düşünüyor zannedersem. Ama bir sosyoloğun yükselebileceği kalitenin yakınından geçmiyorum.&amp;nbsp;Tuhaftır çünkü en başta sosyolojinin beni bir yere götürmeyeceğinden emin olan yine kendisi idi. (bkz: yukarı paragrafta Yasemin'e söyledikleri)&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Neyse, annem hakkında yazmak istemiyorum. Yoga hakkında da yazmak istemiyorum. Her iki konuda da ağzımı sıkı tutma kararı aldım. Annem hakkında konuşmama kararım ilişkimiz hakkında durmadan fikir üretmeye meyil eden zihnimi terbiye etmek için. Annemi benden bağımız bir insan, bir kadın olarak görme projesinin parçası. Yoga hakkında konuşmama kararım ise çok yeni. Sanki yoga söz ile ifade edilebilir, kitaptan okunabilir bir şeymiş gibi düşünülüyor ya, ben de bu düşünceye katkıda bulunmayayım dedim. Artık ortalık yerde yogadan bahsetmeyeceğim. Hem bana esrarlı bir hava katıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yogadan konuşmayan bir yoga hocasıyım.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yakında İstanbul'a geliyorum. Çok yakında. Önümüzdeki hafta. Pılı pırtı toparlayıp, kapıyı bacayı kapama vakti. Geceleri biz yatınca bir hayvan dolaşıyor mutfağımızda. Kağıt-cam-plastik çöpümüze giriyor, eşeleniyor, bir alay kuru gürültü yapıyor. Ben kalkıp bakmaya korkuyorum. Nasıl bir hayvan ile karşılaşacağımı kestiremiyorum. Bey de yürüme özürlü, yataktan çıkıp tekerleklerine binmesi başlı başına bir proje. Bekliyor, dinliyoruz işte bu yüzden. Misafir tıkır tıkır işini bitirip geldiği gibi gidiyor. Sesler kesiliyor. Sabahın karanlığında ben uyanıp odadan çıktığımda, temkinli adımlarla mutfağa yürüyorum ama kendisine dair en ufak bir ize raslamıyorum. Çöpler dağılmamış, bok püsur pislik yok. Hiçbirşey kemirilmemiş. Yalnız dün boş bir tost ekmeği torbasının bulaşık makinesi ile duvar arasındaki 1 cm'lik açıklıktan içeri doğru çekilmiş olduğunu gördük. Açıklık öyle dar ki torba geçememiş, yarısı dışarıda kalmış. Misafir ise torbayı geçiremediği açıklıktan süzülmüş gitmiş.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kapıyı, bacayı sıkı kapamalı, belki de sıvamalıyız. Döndüğümüzde misafiri ailesi ile kanepeye yerleşmiş görmek istemiyorsak. Bey başka çözümlerden de söz ediyor. Kapan kurmak filan gibi. Şimdilik kulak asmıyorum ama vakit daralıyor. İstanbul hızla yaklaşıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;İstanbul'da bütün bir yıl geçirmeyeli tam 10 yıl oldu. Bir ayağımı bir başka kıtaya attım. Ötekisi İstanbul'da kaldı. İlk ayağım adımını &amp;nbsp;Asya'dan Amerika'ya değiştirdiyse de İstanbul'a basan ikinci ayak olduğu yerde kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;İstanbul'da taksi şoförleri hani sorarlar ya hep: Nerelisin abla? diye. Istanbul'lu diye gelince bir türlü ikna olmazlar. İlla ki babamın memleketini merak ederler. Ben de merak ederim babamın memleketini aslında. Öyle çok yer değiştirmiş ki ailesi babam büyürken bir memleket filan tesbit etmek mümkün değil. Bazen babamın ablası halalarıma sorarım biz nereden geldik diye. Bir başlarlar anlatmaya, soyumuz Bulgaristan'dan Kafkasya'ya uzanır, kafam karışır. Onlar da o dayının soyu, bu halanın &amp;nbsp;köyü hususunda anlaşamadıklarından konu kapanır. Ben dönüş yolunda taksiciye verecek bir cevap yine bulamam.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Taksiciler bir de mesleğimi sorarlar. Orada da biraz bocalarım. Pasaport memuruna&lt;em style="border-bottom-style: none; border-color: initial; border-left-style: none; border-right-style: none; border-top-style: none; border-width: initial; color: inherit; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-style: italic; line-height: 1.5;"&gt;mesleği: sosyolog&lt;/em&gt;&amp;nbsp;derkenki &amp;nbsp;rahatlığımdan eser kalmaz. Yoga hocası dersem sanki taksi şoförüne bir bedenim olduğunu hatırlatır ve onu elem fikirlere sürüklermişim gibi gelir. İstanbul'da tanımadığım erkeklerden korkarım genelde ve onlara bir bedenim olduğunu hatırlatacak şeyler yapmamaya gayret ederim. Beden değilsem zihin olmalıyım diye düşünürüm mesela. Beden kadın, zihin erkektir. Bizim aile kadınları kendileri farkında olmasalar bile bu ayrımı durmadan yeniden üretir ve kadınları aşağılarlar. Bir bedenleri olduğunu hatırlamak onlara ayıp ve aşağı bir şeymiş gibi gelir. Sürekli zihinlerine odaklanıp kendilerini entellektüellik seviyeleri ile tanımlarlar. Bizim ailenin kadınları erkek olmayı özlerler farkında olmadan.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ben de özlerim erkek olmayı. Erkeklerin hormon iniş çıkışlarından nisbeten arınmış halleri hoşuma gidiyor. &amp;nbsp;Bir falcı bir defasında sende feminen ve maskülen enerjiler dengede duruyor, senden &amp;nbsp;iyi hoca olur, ama ana olmaz demişti. Bozulmamıştım. Ama bence benden çok iyi baba olur. Erkek olsam, ay hali, yumurtlama hali demeden hergün yoga yapabilir, belki de hocamın göz bebeği olurdum. Erme niyeti ile dağlara çıkmak erkeğe yakışır sanki. Bir de güzel kadınlarla sevişmek isterdim. Erkek olarak.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Neyse bir sonraki hayata inşallah.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Uzun lafın kısası taksici mesleğimi sorduğunda ben ''öğretmenim'' demeyi seçerim. Bazen matematik, bazen felsefe öğretmeni olurum. Bir lisede, bazen üniversitede. Sabahın kör karanlığında beni Cihangir Yoga'ya bırakan bizim durak taksisinin ihtiyar şoförüne sabahın 6sından kimlerin felsefe öğrenmek için bir dershaneye geldiklerini açıklamam biraz zor oluyor yalnız. Neyse ki artık bir yayınlanmış bir kitabım var ve soranlara ''yazarım'' deyiveriyorum. Taksi şoförü yazar kişiyi bedeni ile alakalandırmaz.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Zannedersem.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sevgili okuyucu, sen beni tanıyorsan zaten, bana ne bunlardan diyebilirsin. Öyle dediysen zaten buraya kadar inmemiş, yukarıda bir yerlerde aramızdan ayrılmışsındır. Buraya kadar inmiş sadık okuyucu sana niye şimdi kendimi anlatıyorum? Ben de bilmiyorum. Açtım bilgisayarı, parmaklarımdan bu aktı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Birilerine hayrı dokunsa gerek.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Her sabah kendi yogamı yapıp, derslerimi verdikten ve bir kafede biraz dinlendikten sonra saat 10'da eve dönüyorum. En geç 10 buçukta. Bey ile anlaşmamız böyle. O yüzden şimdi ayrılmam gerekiyor huzurlarından sevgili okuyucu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yakında görüşmek üzere!&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Defne&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-965744378629939227?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/965744378629939227/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=965744378629939227' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/965744378629939227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/965744378629939227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/11/kendinizi-tantr-msnz.html' title='Kendinizi Tanıtır mısınız?'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-4318448667341256766</id><published>2011-08-07T09:53:00.001-07:00</published><updated>2011-08-07T09:53:42.294-07:00</updated><title type='text'>Yogada Hoca Yitirmek</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;Dizi Yazının tamamını okumak için:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.defnesumanblogs.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adresine davet ediyorum sizi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-4318448667341256766?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/4318448667341256766/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=4318448667341256766' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4318448667341256766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4318448667341256766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/08/yogada-hoca-yitirmek.html' title='Yogada Hoca Yitirmek'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-6529390711563493383</id><published>2011-05-04T07:27:00.001-07:00</published><updated>2011-05-04T07:27:24.016-07:00</updated><title type='text'>One Night Stand</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; color: black; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; font: normal normal normal 13px/19px Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; line-height: 18px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; max-width: 640px; padding-bottom: 0.6em; padding-left: 0.6em; padding-right: 0.6em; padding-top: 0.6em;"&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sinan yatakta dönüp uykusunun arasında homurdandı. “Kolum uyuştu, en felaket şey”. Bir süredir uyku ile uyanıklık arasında salınan Burçak, onun bu sabah pek kötü göründüğünü farkedip, gözlerini kapadı. Akşamdan kalma. Sırtını döndü. Sinan uyuşan kolunu uzatıp onu kendine çekti. Yorganın altında tenleri birbirine değdi. Tadı her seferinde yeniden hatırlanan tanıdık bedenler birbirlerine sokuldular.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Dün gece Sinan’ı kendisi çağırmıştı. Telefonuna kısa bir mesaj atması yetmişti.&amp;nbsp;&lt;em style="border-bottom-style: none; border-color: initial; border-left-style: none; border-right-style: none; border-top-style: none; border-width: initial; color: inherit; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-style: italic; line-height: 1.5;"&gt;Yuva Apartmanı&lt;/em&gt;. Gece ilerleyip de mesajına cevap gelmeyince, Sinan’ın herhalde işini gücünü veya –varsa- sevgilisini ayarlayamadığını düşünüp yatmıştı. Kaç zamandır artık birbirlerinin ilişkileri ile ilgilenmiyorlardı. Evli değildi Sinan o kadarını biliyordu. Burçak ile ilişkisini sevgililerine anlatmadığını da tahmin ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sırtına &amp;nbsp;Sinan’ın hafiften yağlanmış göbeği değdi. Bu göbek artık onu rahatsız etmiyor. Hoşuna bile gidiyor mu ne? Kilo aldığını ilk farkettiğinde nasıl bozulmuştu oysa!&amp;nbsp;&lt;em style="border-bottom-style: none; border-color: initial; border-left-style: none; border-right-style: none; border-top-style: none; border-width: initial; color: inherit; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-style: italic; line-height: 1.5;"&gt;Biz büyür, dünya değişirken&amp;nbsp;&lt;/em&gt;Sinan aynı kalmalıydı sanki. Filinta gibi çocuktu Sinan bir zamanlar, evet ama, çocuktu işte o zamanlar. Çok eskidendi.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Burçak’ın müdavimi olduğu bir rock barda Cumartesi geceleri Sinan ve grubu sahne alırdı. O sahneye çıkan her erkek gibi Sinan’ın da bir tılsımı vardı. Şarkı aralarında gitarının tellerine tutturduğu sigarasından öyle bir nefes çekerdi ki mesela, kızların çoğu -Burçak da tabii- sırf onunla aynı anda o zevki tatmak için yanlarında paket taşır olmuşlardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Şimdi yanında söylenerek uyuyan bu akşamdan kalma adam, sahneden kadınları vakum gibi kendine çeken, sevgililer arasında kavgalara yol açan efsanevi Sinan’dı. Uzun saçlı, ince yapılı, sert bakışlı. Mesafeli duruşu utangaçlığındanmış gerçi ama o vakitler ‘’cool’’ yapıyor sanırdı Burçak ve arkadaşları. Uzaktan bakıldığında sertliği ve esrarengiz havası hormonları zaten başlarına vurmuş on sekizlik taze kadınları fena kızıştırırdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Burçak sonradan -onun evine gittikleri ilk gece- Sinan’ın sertliğini bir anda iptal eden Kemal Sunalvari bir gülümsemesi olduğunu da hayret –biraz da hayal kırıklığı- ile farketmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sinan sahneden inince onu izleyen bakışlarından habersizmiş gibi doğruca bara yürür, arada rastgeldiği bir kaç tanesini de içten ama çabucak selamlar uzaklaşırdı. Gecenin sonlarına doğru bir taze bulur, onu peşine taktığı gibi haset ve sitem yüklü iç çekmelerin arasından geçerek çıkar giderdi. Kalacak bir yer ayarlardı mutlaka. Hala annesi ve babası ile aynı evde yaşadığını gerekmedikçe ortalıkta konuşmazdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;O bar gecelerinin birinde “şu gitarist&amp;nbsp; çocuk var ya” dedi Faruk kulağına eğilerek “seni sordu bana”. Faruk Burçak’ın hem okul hem de gece gezme arkadaşıydı. “Ne?” diye bağırdı Burçak kendini tutamayıp. Faruk bilmiş bilmiş sırıttı. Burçak birasından koca bir yudum aldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ya Sinan birazdan yanlarına gelecekse?&amp;nbsp; Bir yudumda bardağın kalanını mideye indirdi. Nasıl tavlayacak Burçak’ı? Tavlanmak çok istiyor ama ailenin kadınlarından hep duyduğu üzere istediğini belli etmemesi gerekiyor. Belli etmeyecek mi, yoksa istemiyor gibi mi davranacak? Burçak dozunu bilmediğini farkedip telaşlandı. Sinan’ı kaçırmamalı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Tanımadığı bir adamla geceyi geçirmek bir yana, Burçak’ın lise sonda yaşadığı mutsuz aşk macerasını saymazsak, doğru dürüst bir ilişki tecrübesi bile yoktu. Bunu kimselere, Faruk’a bile söyleyememişti. On sekiz yaşını doldurup, tek gecelik aşkların pek popüler olduğu bu çevreye girdiğinden beri ilk ‘’one night stand’’ini yaşayacağı anın hayalini kurup duruyordu. Evet, Sinan’ı kaçırmamalı.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Burçak’ın acemi lise sevgilisi ile yaşadığı yarım yamalak sevişmeleri hiç bir seferinde orgazmla bitmemişti. Burçak için orgazm kendi kendine yaşadığı bir şeydi. On beş yaşında parmaklarını ilk defa içine daldırıp da gövdesinin merkezinde saklı o zevkle karşılaştığında şaşkına dönmüştü. Bu kadar kuvvetli bir zevk üretebilen kendi bedeni miydi? Demek ininde uyuyan bir kaplan gibi kendini saklamıştı o zevk. O günden beri dizginlerinden kurtulmuşcasına yeniden yeniden uyanmak, merkezden fişek gibi yükselip çevreye dağılmak, ardı ardına patlamak istiyordu. Diğer yeniyetmelerin de aynı yollardan geçtiğinden habersiz Burçak, evin boş olduğu anlarda –biraz utanarak- hemen perdeleri çekip yatağa giriyor, o çığlık içinden kurtulana kadar kendini seviyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Artık o zevkin bir erkek tarafından kendisine sunulmasını istiyordu. Yükselirken öpülmeyi, okşanmayı, bir bedenin sıcaklığı altında ezilmeyi özlüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sinan’ın Kadıköy tarafındaki evine doğru yol alırken müzik dinlediler. Sabaha karşı o saatte köprü bomboş, yeni açılmış TEM otoyolu sekiz şeridi ile fazla geniş göründü Burçak’ın gözüne. Yolların ıssızlığından mı neden içi titredi.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sevişmeye başladıklarında tutuktu. Sinan’ın annesi babası tatilelermiş. Ev dağınık, soğuk ve birbirine uymayan zevksiz eşyalarla döşenmişti. Burçak ister istemez annesinin gözünden etrafa bakıp, kimlerle düşüp kalktığını sordu kendine.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bir de ayrıca kendini yetersiz ve bigisiz buluyor, Sinan’ın eve getirdiği diğer kadınların ‘’teknik’’leri kim bilir ne iyi olduğunu düşünmekten öpüşlerine doğru dürüst karşılık veremiyordu. Sinan’ın bedenini tanımayan elleri, hassasiyetten yoksun dokunuşları ve öpüşlerini yadırgıyor, hani neredeyse “olsun bitsin, ben eve gidince kendi orgazmımın çaresine bakarım” diye düşünüyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Sonrasında sessiz sessiz yanyana yatarken, kendini konuşmak zorunda hissetti. Biraz önce bedenlerinin en derininden birbirlerine bağlanmışlar ama bağ kuramamışlardı. Kardeşi var mı acaba? Uzun bir ilişkisi yaşadı mı? Hiç aşık oldu mu? Aklına gelen soruların hepsini aptalca buldu. Zekice bir laf araken, bakışlarını tavandan ayırıp Sinan’a döndü. Sigara içiyordu. Sol kaburgalarının hemen altında açık kahverengi bir doğum lekesi vardı. Parmağının ucunu dokundurdu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;“Acıktım ben. Tost yapalım mı?”.&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yeni binyıl başlarken rock barlar klüplere yenik düştü. Sahne djlerin oldu. Uzun saçlar kesildi.İç mekanlarda sigara yasaklandı. Kazara hamile kalanlar doğurmaya başladı. Biranın yerini viski aldı. Burçak ile Sinan sevişmeyi başkalarından öğrendiler. Sinan tek gecelik aşklarından, Burçak uzun soluklu ilişkilerinden. Yeniden bir araya geldikleri gecelerde birbirlerini değil kendilerini yatakta daha iyi tanımaya başladıkları için sevişmeleri güzelleşti.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Burçak bu süreçte seksde teknikten çok narsistliğin işe yaradığını öğrendi. Özellikle Sinan ile beraber olduğu gecelerde, sevişmelerine bir anlam yükleme gereğini hissetmediğinden, sadece kendi zevkine odaklanabiliyordu. O zaman Sinan da&amp;nbsp; heyecanlanıyor, kendini kaptırıyor, bedenlerinin merkezinden başlayan bağ dudaklarına, ellerine, benliklerine yayılıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;O heyecanla, “ah sen benim gizli sevgilimsin, yıllarca sana geleceğim, hep hep hep bulacağım” diye fısıldıyorlardı birbirlerinin kulağına.&lt;/div&gt;&lt;div align="center" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yattığı yerden hesaplayınca hayatının ikinci yarısının tamamına Sinan’ın eşlik ettiğini fark etti. Ön planda dolu dizgin yaşananlara katılmadan, karışmadan, düzensiz bir sıklıkta yatağına girip çıkmıştı bu adam. Kedisi gibi.&amp;nbsp; İlişkileri olsun ikisi de istemişti. Başlarda konuşacak bir şey bile bulamazlardı. Ama saf bir cinsel çekim de değildi onlarınki. Tanıdık uzak bir memleketti Sinan ile geçirdiği geceler. Aşkların cinselliğe yüklediği anlamlardan arınmış, işveli bir şehvetti. Sadece sevişmeleri değil, yatak sohbetleri, kahvaltı hazırlıkları, kanepeye yayılıp gazete okudukları vakitler, hepsi, sahici benliklerinin nadir ifadesi değil miydi?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Dün gece kapı çaldığında, Burçak açık pencereden yatağına süzülen hafif rüzgar eşliğinde uyuyordu. Sinan’ın saçlarından leş gibi sigara kokusu geliyordu ve dudaklarında viski tadı. Burçak gece hayatından elini ayağını çektiğinden beri sigaraya da sarhoşluğa da tahammül edemez olmuştu. Sinan kapının eşiğinde onu öperken pişman oldu onu çağırdığına. Tertemiz yatağında Sinan. Şimdi evde sigara içmek de isteyecek bu kesin.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Burçak’ın uykusunda dağılmış saçlarını aralayıp yüzüne bakan Sinan onun pişmanlığını sezdi mi? Yok canım, sarhoş belli ki. Burçak’ın beline sardığı bir elini çekmeden, diğer eli ile kapıyı kapatıp, yüzünü öpe öpe onu yatak odasına kadar yürüttü, tek kelime etmesine izin vermeden yatağa indirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Burçak kıkırdamak ve inlemek arasında gidip gelirken yumuşadı, bir insana direnmeden, onu olduğu gibi içine almanın özgürlüğüne gömüldü. Temiz çarşaflarına doğru Sinan’ı çekip buram buram gece hayatı kokan boynuna yüzünü gömdü, bir gecelik teslim oldu.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-6529390711563493383?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/6529390711563493383/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=6529390711563493383' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/6529390711563493383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/6529390711563493383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/05/one-night-stand.html' title='One Night Stand'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-789130220727971300</id><published>2011-05-04T07:25:00.001-07:00</published><updated>2011-05-04T07:25:42.116-07:00</updated><title type='text'>I Just Called To Say I love You</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; color: black; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; font: normal normal normal 13px/19px Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; line-height: 18px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; max-width: 640px; padding-bottom: 0.6em; padding-left: 0.6em; padding-right: 0.6em; padding-top: 0.6em;"&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Lisede giydiğimkinden bile kısa bir eteğin altından çıkan çıplak bacaklarımla kimsenin dikkatini çekmeden yokuşu tırmandım ve en sevdiğim Kallidromiou sokağına vardım.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Lise son sınıfta haftada bir müdür beyin odasına çağrılırdım eteğimin boyu ile ilgili bir konuşma dinlemek için. Eteği Shirley Valentine filmini gördükten sonra Yasemin’in annesine diktirmiştik ikimize bir örnek. 7. Sınıftan beri nedendir bilmem bana kıl olan bir arkadaşım okulun ilk günü, daha bayrak töreni bile başlamamışken, ‘’yaşatmazlar kızım seni o etekle bu okulda’’ diye tıslamıştı. Şimdi üstümde olan etek daha da kısa ve Atina’da kimsenin canını sıkmıyor altından çıkan bacaklarım. Masalar kaldırımlara taşmış, kapılar bacalar açılmış, Atinalılar iç mekan sigara yasağına hala alışamamış.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Dışarıdaki masalardan birinin boş olduğunu görünce koşar adım buraya vardım, defter, kitap, kahve, kuruvasan yayıldım. Beş dakika sonra pek hoş bir kadın yaklaştı, masayı paylaşmamızı önerdi. İsmi Antigoni . Laptoplarımızın sırtlarını birbirine dayadık, yazıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Geçenlerde yazdığım&amp;nbsp;&lt;a data-mce-href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" style="color: #0066cc; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;" title="KAPI AÇIK"&gt;Kapı Açık&lt;/a&gt;&amp;nbsp;başlıklı yazıya gelen yorumların ardı arkası kesilmedi. Özellikle öğrencilerimden. En çok da kapıyı gelsinler diye açık tuttuğum öğrencilerimden geldi yorumlar. Dolayısıyla bu yazıyı SİZİ SEVİYORUM demek için yazıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;I just called to say I love you yani.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Tastamam böyle.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kapıyı gösterdiklerim dahil, karşıma çıkmış ve kalmış veya kaçmış öğrencilerim: Hepinizi seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kızdığım, bağırdığım, cezaya kaldırdığım, cevapsız, selamsız-sabahsız bıraktığım öğrenciler:&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Topunuzu seviyorum!&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bu bir önkoşul olarak biline.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Buna mukabil&amp;nbsp;&lt;a data-mce-href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" style="color: #0066cc; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;" title="KAPI AÇIK"&gt;Kapı Açık&lt;/a&gt;’da yazılanların bir harfinden bile vazgeçmiyorum. Hatta bu yazıyı yazıyorum ki&amp;nbsp;&lt;a data-mce-href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" style="color: #0066cc; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;" title="KAPI AÇIK"&gt;Kapı Açık&lt;/a&gt;&amp;nbsp;biraz daha pekişsin. Bastırsın diye üzerine tatlı diye düşünün.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Onaylanma ihtiyacından başlayalım. Sosyal onay. Varlığımıza istenen onay. Kuraldışı yayınlarından çıkan&amp;nbsp;&lt;em style="border-bottom-style: none; border-color: initial; border-left-style: none; border-right-style: none; border-top-style: none; border-width: initial; color: inherit; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-style: italic; line-height: 1.5;"&gt;Özsaygı&lt;/em&gt;&amp;nbsp;adlı kitapta Saim Koç ve Nil Gün bu onay ihtiyacını iyice anlatıyorlar. Diyolar ki "özsevgisi gelişmemiş insanlar onay dilenciliği ile yaşamlarını sürdürürler...Özsevgimiz yeterince gelişmemişse onay almayan davranışlarımız karşısında varlığımızın rededildiği hissine kapılırız...Bize yöneltilen her eleştiri sevilmediğimizin bir kanıtı olur ". (Özsaygı. Saim Koç ve Nil Gün, Kuraldışı Yayınları, 2006. Sf. 83-85)&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;&lt;a data-mce-href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" href="http://defnesumanblogs.com/2011/04/25/kapi-acik/" style="color: #0066cc; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;" title="KAPI AÇIK"&gt;Kapı Açık&lt;/a&gt;’da öğrencilerimi eleştirdim. Sadece öğrencilerimi değil, yoga yapıyorum ayağına kendi bildiğini okuyan herkesi eleştirdim. Eğer özsevginiz gelişmemişse bu eleştiri sevilmediğinizin bir kanıtı olarak karşınıza çıkmıştır. Kendinizi yeterince seviyor ve değerli olduğunuzu düşünüyorsanız, eleştirilen davranışı değiştirmeye yönelmişsinizdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;&lt;em style="border-bottom-style: none; border-color: initial; border-left-style: none; border-right-style: none; border-top-style: none; border-width: initial; color: inherit; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-style: italic; line-height: 1.5;"&gt;Özsaygı&lt;/em&gt;&amp;nbsp;kitabının büyük bir kısmında nasıl kendimizi sevemediğimiz ve dolayısı ile başkalarına verecek de sevgiden de yoksun oluşumuzdan söz ediliyor. Özsevgi hayatımızın ilk altı yılında anne babamızdan aldığımız sevgi ile doğrudan ilişkili. Özellikle de iki yaşımıza kadar annemizin bizimle kurduğu ilişki ile. Ana babamızın bizimle (kendileri ile) kurdukları yaralı ilişkilerden dolayı belki kendimizi sevmeyi öğrenemiyoruz. Bir çoğumuzda mevcut bir durum bu. En ‘’normal’’ anne babalar tarafından büyütülmüş olsak bile onların yaralarını, korkularını ve alışkanlıklarını bir şekilde bünyemize çekmiş oluyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bu yaştan sonra yapmamız gereken de dönüp dönüp onları suçlamak değil, kendi kendimize analık babalık edip, özsevgimizi geliştirmek.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Yani benim sizi sevmem yetmez. Sevilmeye layık olduğunuzu benden duymanız ızdırabınızı dindirmez. Çünkü sizi esas sevecek kişi yine sizsinizdir. Hoca da koca da sevgisinden mahrum kaldığınız ana-babanın yerine geçemez çünkü.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ben de bu ızdıraptan muaf değilim bu arada. Daha geçen sonbahar hocamın bir eleştirisi karşısında un ufak olan ve hayatı askıya almaya (ingilizcesi sebatical), bir daha bir satır yazmayıp bir saat bile ders vermemeye and içen de benim. Oysa hocam ateşli eleştirisini yüzüme püskürttüğü günün ertesinde cümlemize konuşurken demişti ki: "benim tepkim ile vaktinizi, enerjinizi harcamayın. (Alt yazı: kendinizi beni sevdirmeye uğraşmayın) Benden gelen öğretiye kulak verin. Benimle olan ilişkinize çok önem vermeyin".&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ama biz toy öğrenciler hocalarımızı boş veremiyoruz. &amp;nbsp;Hoca bizi sevsin çok önemli bir mevzuu. Ve ben şimdi buradaki hoca koltuğumdan bakıp da görüyorum ki öğrenci zaten seviliyor. Evlat gibi oluyor. Yaptıklarına kızıyorsun ama sevmekten vazgeçmiyorsun. En fazla potansiyeli olana en çok kızıyorsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Hoca-öğrenci ilişkisi, aynı karı-koca ilişkisi gibi varolan BÜTÜN ilişki kalıplarımıza ışık tutuyor aslında. Hocanız sizi onaylasın diye yanıp tutuşuyorsanız, bunu önem verdiğiniz HER İNSAN’dan bekliyorsunuz. Ve hatta önem verdiğiniz insanlar bazı davranışlarınızı onaylamayınca sevilmediğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Otorite ve güç merkezinden (bu hoca, patron, ana-baba, hayran olunan bir insan, karı-koca olabilir) onay gelmedikçe varlığınızı tehtid altında hissediyor musunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ben sizi seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Siz kendinizi seviyor musunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kimseyi kendimizden fazla sevme yetimiz yok çünkü...&lt;/div&gt;&lt;div class="mceTemp" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;dl class="wp-caption alignleft" data-mce-style="width: 235px;" id="attachment_359" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: #f1f1f1; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; border-bottom-color: rgb(221, 221, 221); border-bottom-left-radius: 0px 0px; border-bottom-right-radius: 0px 0px; border-bottom-style: none; border-bottom-width: 1px; border-color: initial; border-left-color: rgb(221, 221, 221); border-left-style: none; border-left-width: 1px; border-right-color: rgb(221, 221, 221); border-right-style: none; border-right-width: 1px; border-top-color: rgb(221, 221, 221); border-top-left-radius: 0px 0px; border-top-right-radius: 0px 0px; border-top-style: none; border-top-width: 1px; border-width: initial; color: #888888; display: inline; float: left; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 12px; line-height: 18px; margin-bottom: 20px; margin-left: 10px; margin-right: 24px; margin-top: 4px; max-width: 632px !important; padding-bottom: 4px; padding-left: 4px; padding-right: 4px; padding-top: 4px; text-align: center; width: 235px;"&gt;&lt;dt class="wp-caption-dt" style="color: black; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-weight: bold; line-height: 1.5;"&gt;&lt;a data-mce-href="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/05/img_0013.jpg" href="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/05/img_0013.jpg" style="color: #0066cc; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;"&gt;&lt;img alt="" class="size-medium wp-image-359" data-mce-src="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/05/img_0013.jpg?w=225" height="300" src="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/05/img_0013.jpg?w=225" style="border-bottom-style: none; border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-color: initial; border-left-style: none; border-left-width: 0px; border-right-style: none; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-style: none; border-top-width: 0px; color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; height: auto; line-height: 1.5; margin-bottom: 5px; margin-left: 5px; margin-right: 5px; margin-top: 5px; max-width: 100%; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="IMG_0013" width="225" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd class="wp-caption-dd" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 11px; line-height: 17px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 5px; padding-left: 4px; padding-right: 4px; padding-top: 0px;"&gt;Foto: Kokia Sparis&lt;/dd&gt;&lt;/dl&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-789130220727971300?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/789130220727971300/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=789130220727971300' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/789130220727971300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/789130220727971300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/05/i-just-called-to-say-i-love-you.html' title='I Just Called To Say I love You'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-5428775771701457471</id><published>2011-05-04T07:24:00.001-07:00</published><updated>2011-05-04T07:24:44.676-07:00</updated><title type='text'>KAPI AÇIK</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; color: black; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; font: normal normal normal 13px/19px Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; line-height: 18px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; max-width: 640px; padding-bottom: 0.6em; padding-left: 0.6em; padding-right: 0.6em; padding-top: 0.6em;"&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Shadow Yoga serilerini öğretmeye başladıktan sonra şu soruyu sık sık duyar oldum:&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Biz bu prelüdleri (shadow sisteminin ayakta yapılan hareket serileri) olduğu gibi yapmak zorunda mıyız, yoksa araya içimizden gelen bir şeyler koyabilir miyiz?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bu sorunun cevabı: Prelüdleri olduğu gibi sırasını değiştirmeden, arasına, başına sonuna başka bir şey eklemeden ve aradan bir şey çıkarmadan olduğu gibi yapmak zorundasınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Evet.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bazı öğrenciler isyan etmeye pek meyilliler. Serileri ezberlememek, hareketlerin isimlerini öğrenmemek, evde kendi başlarına çalışmamak için bin dereden su getiriyorlar. Onlara tavsiyem:&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kapı açık, arkanı dön ve çık!&amp;nbsp; Sizin hocanız ben değilim.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ben Yoga’yı&amp;nbsp; bir sevda hadisesi olarka görüyorum ve bu bakış açısından derslerimi veriyorum. Nasıl bir insana sevdalandığımızda günümüzün akışını, bazen işimizi, bazen yaşadığımız şehri, ülkeyi sevgiliye göre değiştiriyoruz işte yogaya sevdalanan öğrenciden de ben bunu bekliyorum. Nasıl ki o sevgilinin ilgilendiği konuları araştırıyor, dikkatini çekecek şeyleri öğreniyoruz, nasıl ki o konuşurken kıpırdanmalarımızı bir yana bırakıyor, gözünün içine bakıyoruz, işte ben öğrencilerimden bu dikkati bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Krişnamurti, “sevda dikkat etmektir” demiş.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Dönüşüm ancak sevda yoluyla gelir çünkü.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Herkesin bir hikayesi var. Herkesin hayatta baş etmek zorunda olduğu sınırlamaları var. Kendi bedenleri,&amp;nbsp; hastalıkları, işleri, eşleri, çocukları benim derslerime gelmelerini engelliyor olabilir. Öğrencilerimden beklediğim benimle çalışmak istiyorlarsa yogaya öncelik verecek şekilde hayatlarını yeniden düzenlemeleri. Çünkü biliyorum ki ben hersabah yoga dersi değil de 500 dolar veriyor olsaydım gelenlere, herkes çocuğunu, patronunu, uykusunu ayarlayıp 7:30'da kapımda belirecekti. Bu bir önem, öncelik meselesi.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Dönüşüm, hikayelerimizi yeniden yazdığımız zaman gelir.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bu kadar basit.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Çok sertmişim, biraz esnek olamaz mıymışım? Öğrencilerimi müşteri olarak görmediğim için onları elimde tutmak, onları hoş tutmak gibi bir derdim de yok. Ha bu arada.. Sonuna kadar esneyebilirim. Kendi hocamla çalışmak için ama. Hocamın yanında çalışacağım dönemlerde işimi, eşimi, düğünü derneği bir kenara bırakıp hayatı oraya doğru akıtmak benim ödevim. Bildiğim sınırları zorlamazsam, ötesini bilmek asla kısmet olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Ben Krişnamurti'nin sözlerne bir de 'sevda sevgiliye enerji, kaynak ve zaman ayırmaktır’ı ekleyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bazı yogayı insanlar kendi hikayelerini yeniden yeniden yeniden yazmak için kullanıyorlar. Bunlar çoğunlukla ilgi açlığı çeken ve kendilerine imtiyaz&amp;nbsp; tanınmasını isteyenler. Ben filanca sebepten ötürü derslere 20 dakika geç girebilir miyim, diye soranlar mesela. Ya da iki hafta ortadan kaybolup bir sabah aniden hiç bir şey olmamış gibi ortaya çıkanlar. Kendi kendilerine sınıf atlatıp, bir sonraki seviye dersinde belirenler. Benden onlara analık babalık yapmamı bekleyenler. Her mevzudaki&amp;nbsp; fikirlerini bana eposta olarak sunanlar. Ya da işte başta sözünü ettiğim serileri içlerinden geldiği gibi yeniden yorumlamak isteyenler!&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bütün ustalık gerektiren sanat/zanaatlarda olduğu gibi yoganın formasyon yıllarında da tekrar tekrar tekrar egzersiz gerekiyor. Hareketler varolan yapının (fiziksel-enerjisel ve zihinsel) kırılması ve yeniden yapılandırması için tasarlanmış. Bu süreci “içinizden geldiği gibi” yaşarsanız, yine yeniden kendi hikayeleriniz içinde döner durursunuz. Çünkü Robert Svaboda hocamızın da belirttiği üzere, bugün pek azımız kalbimizin sesini duyma yeteneğine sahip. İçimiz diye duyduğumuz şey aslında zihnimiz. Ve zihin daima kendini iyi hissetmeye, zevke doğru yöneltir bizi. Dolayısıyla içinize bırakırsanız yogayı, zihin onu kendi labirentlerinde yolculuğa çıkartıp, turu başladığı noktada bitirecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Formasyon yılları bitip de öğrenci çıraklığa, oradan ustalığa doğru yol alırken, iç rüzgarlar düzgün eser, zihin durulur, bütün yapı yeniden inşa edilirken elbette&amp;nbsp; yaratıcılık&amp;nbsp; başlayacak. Ama bu yıllar yıllar yıllar ve belki nice yaşamlar sonunda olacak.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Bugün yoga öğrencileri yoganın özü ile hiç örtüşmeyen bir hırs içindeler. Bu hırsları yogayı ne kadar anlamadıklarını açığa çıkarıyor aslında. Bir an önce sınıf/seviye atlamak gibi bir dertleri var. Oysa ki benim 1. Seviye derslerimde öğrettiklerimin bile işlemeye başlaması için aradan 3 ila 6 ay geçmesi gerekiyor. Ondan sonra 2. Seviye. Yine bir altı ay. Tek bir seri.&amp;nbsp; Bu süre içinde her gün her gün tekrar edilmesi gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;200 veya 500 saatlik değil, ömürlük bir eğitim bu.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kimin sabrı yeter?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 16px; line-height: 1.5; margin-bottom: 24px;"&gt;Kapımız onlara açık!&lt;/div&gt;&lt;div class="mceTemp" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;dl class="wp-caption alignnone" data-mce-style="width: 220px;" id="" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: #f1f1f1; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; border-bottom-color: rgb(221, 221, 221); border-bottom-left-radius: 0px 0px; border-bottom-right-radius: 0px 0px; border-bottom-style: none; border-bottom-width: 1px; border-color: initial; border-left-color: rgb(221, 221, 221); border-left-style: none; border-left-width: 1px; border-right-color: rgb(221, 221, 221); border-right-style: none; border-right-width: 1px; border-top-color: rgb(221, 221, 221); border-top-left-radius: 0px 0px; border-top-right-radius: 0px 0px; border-top-style: none; border-top-width: 1px; border-width: initial; color: #888888; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 12px; line-height: 18px; margin-bottom: 20px; margin-left: 10px; margin-right: 10px; margin-top: 10px; max-width: 632px !important; padding-bottom: 4px; padding-left: 4px; padding-right: 4px; padding-top: 4px; text-align: center; width: 220px;"&gt;&lt;dt class="wp-caption-dt" style="color: black; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-weight: bold; line-height: 1.5;"&gt;&lt;img alt="" data-mce-src="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/04/img_1880.jpg?w=300" height="140" src="http://defnesumanblogs.files.wordpress.com/2011/04/img_1880.jpg?w=300" style="border-bottom-style: none; border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-color: initial; border-left-style: none; border-left-width: 0px; border-right-style: none; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-style: none; border-top-width: 0px; color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; line-height: 1.5; margin-bottom: 5px; margin-left: 5px; margin-right: 5px; margin-top: 5px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="Foto: Özcan Yüksek " width="210" /&gt;&lt;/dt&gt;&lt;dd class="wp-caption-dd" style="color: #444444; font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-size: 11px; line-height: 17px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 5px; padding-left: 4px; padding-right: 4px; padding-top: 0px;"&gt;SABIR&lt;/dd&gt;&lt;/dl&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-5428775771701457471?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/5428775771701457471/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=5428775771701457471' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/5428775771701457471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/5428775771701457471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/05/kapi-acik.html' title='KAPI AÇIK'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-4516606070857216106</id><published>2011-03-01T09:11:00.000-08:00</published><updated>2011-03-01T09:11:10.715-08:00</updated><title type='text'>Dev Levrekler de İncinir</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Kayınpeder anlatıyor: Çocukluğunun yaz tatillerini geçirdiği küçük Ege kasabası Limni’de iskelenin altından dev levrekler geçermiş. O kadar büyükmüş ki bu levrekler ancak iskelenin demirlerine yuvalanmış sıçanlarla doyururlarmış karınlarını. Sıçan bulmak için gelirlermiş zaten kıyıya.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Tahta iskelenin kıyısından denize ayaklarını sallandırmış oturan çocuk Pavlos’u tasavvur ettim. Deniz masmavi ve dibi görünüyor. Dev levreklerden kaçan küçük balık sürülerinin telaşlı geçişi, güneşin sularda dans eden işveli ışığı, çamların denize düşen yeşili bir bir gözlerimin önünde canlandı. İçim cız etti. Ne kadar zaman oldu ben bir iskeleden ayaklarımı denize sarkıtmayalı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Önce kedimiz balkondan düşerek öldü. Bir kaç aylık bir şeydi. Küçük, afacan, sevimli. Aynı çatı altında topu topu yirmi gün geçirmiş olmamıza rağmen candan bağlanmışız ona. Arkasından dedik ki, kediciğimizin bizi kapıda karşıladığı, perdelerle savaşıp güldürdüğü o yirmi gün ne kadar değerli imiş meğer. Bilemedik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Ölüm hakkında pek bir şey bilmeyiz ya zaten. O yokmuş gibi yaşarız. Ve işte ölümün varlığını farkettiğimiz o kısacık anda hakikat gözlerimizin önünde yandı söndü: Aldığımız her soluk bize verilmiş süre kredisinden çekilmekte. Her an, her soluk sonlu olduğu için değerli.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Bu gerçeği unutup, yine hayatın hay huyuna kaptırıyorduk ki kendimizi, bir dostumuzun ölüm haberi geldi uzak diyarlardan. Trafik kazası. “Tam da yepyeni bir hayata adım atacakken” dedik. “En beklenmedik zamanda. Hayat nasıl böyle acımasız olabilir?” diye ağladık. Cenazesinde konuşan imam hakikati hatırlattı usulca: zamansız ölüm yoktur, her kul yeryüzündeki vaktini, görevini tamamladığında aramızdan ayrılacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;O konuşurken aklıma düşünceler üşüştü: Hakikat bu âlemden, günlük hayat kafalarımız ile anlayacağımız bir şey değil. Başka âlemlerden buraya bakınca, yaşadıklarımız belki de bir rüya kadar absürd ve gerçekdışı görünüyor. Rüyayı yaşarken nasıl gerçekmiş gibi hissediyoruz, uyanınca ciddiye bile almıyoruz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Ne belli, belki hayat ve ölüm ilişkisi de rüya-uyanıklık ilişkisi gibi bir şeydir. Bu düşünceleri aklıma koyan sen misin merhum dostum? Biz seni öte âlemlere geçirirken sen bize hakikati mi anlatıyorsun? Bedeni toprağa indirilirken dudaklarımda minik bir tebessüm ile ona veda ettim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Ölümsüz hayatın değeri var mı? Vaktimiz dolduğunda öleceğimizi aklımızdan çıkarıp yaşadığımız her an hayatın ne değerli bir şey olduğunu da unutuyoruz aslında.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;İncinebilirlik (ing: vulnerability) üzerine bir konuşma dinledim geçen gün. Esas cesaretin incinebilirliğin kabulünde olduğunundan söz ediliyordu. İncinebiliriz, kırılabilir, yaralanabiliriz. İnsan tabiatında bunların hepsi var. Cesaret bu olasıklıkları bilerek, göze alarak harekete geçmek. Beni hiçbir şey incitemez, kıramaz, yaralayamaz diye düşünmek hem bir ilüzyon hem de insanı yeni tecrübelere karşı kısıtlayan bir şey aslında. Kırılganlık ölüm kadar insanın ve hayatın parçası.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Aynı konuşmada kırılgan tabiatlarını kabul edemeyen insanların duygusal ve fiziksel olarak incindiklerinde hemen acıyı uyuşturma yoluna gittiklerinden de bahsediliyordu. Alkol, uyuşturucu, ağrı kesici, şeker ve antidepresanlar sadece rahatsızlığı uyuşturmakla kalmıyor, aynı zamanda her insanın incinebilir bir tabiatı olduğu gerçeğini de gölgeliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Çok gençtik. Bir başka dostumuzu yine bir kazaya kurban vermiştik. Acıdan sesi boğazına takılmış sevgilisine eczaneden sakinleştirici alalım diye konuşuyorduk. Kabul etmemişti. Bütün gençliği ve acısına rağmen, kederi sonuna kadar yaşamak istediğini söylemişti bize.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Rahatsızlığımızı uyuşturduğumuz zaman bütün duyguları uyuştuyoruz aslında. Acı, keder ve hüzün ile beraber neşe, keyif, mutluluk ve sevgi de uyuşuyor. Uyuşturucu maddeler şunları uyuşturalım ama bunlara dokunmayalım mantığı ile işlemiyor. Dolayısı ile incinebilir tabiatımızı görmemek için zihnimizi uyuşturunca, insan tabiatımızın tamamını iptal etmiş oluyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Ölüm, karanlık yüzü ile bize ışığın yönünü gösteriyor. Bütün canlılar hayatın sundukları karşısında kırılgan. Canımızı bedenimize bağlayan o pamuk ipliği, kaza, tabii felaket, hastalık veya aşırı kullanmadan dolayı günü geldiğinde kopacak. Bu gerçeği, incinebilir tabiatımızı unutmuş bir halde, hay huy içinde yaşamaya devam ederken ölüyoruz aslında. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Ölüm bilinci olmayan insanın hayata hakkını vererek yaşaması ne mümkün! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Ege’ye doğru yol almalı şimdi. Tahta bir iskeleden ayakları suya sarkıtmalı ve denizin dibine bakışlarla dalmalı. Kimbilir belki de geçiverir önden telaşlı bir balık sürüsü ve ardından da bir dev levrek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span style="color: #272727; font-family: Verdana; font-size: 13.0pt; mso-bidi-font-family: Verdana;"&gt;Hayırlısı ne ise onu öyle kabul etmeli…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;NOT: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;Bu yazının ilk kopyasını okuyan Burcu, Ramesh Balsekar’ın yorumladığı ve kendisinin tercüme ettiği Bhagavad Gita’dan bir bölümünü bana gönderdi. Ölüm hakkındaki düşüncelerimle pek güzel örtüşen bu pasajı burada sizinle paylaşıyorum: &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Helvetica; mso-bidi-font-style: italic;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica;"&gt;Bölüm II/ 28&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-align: justify; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica;"&gt;Varlıklar, doğumlarından önce duyularla algılanamazlar. Doğum ile ölüm arasındaki süreçte duyularla algılanabilirler. Ölüm sonucunda yeniden algılanamaz hâle geçerler. Bu doğal süreç sırasında ızdırap çekmeye ne gerek vardır?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica;"&gt;Rüyada görülen kişiler ve olaylar rüya başlamadan önce yoktular ve rüya bittiğinde de kaybolup gidecekler. Bu esnada hiç kimse ızdırap çekmiyor da neden adına yaşam denen, uyanıkken gördüğümüz bu rüyada benzer bir durum bize ızdırap veriyor? Bu bölümde anlatılmak istenen de bu gibi görünüyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span style="color: #1037a5; font-family: Helvetica; mso-bidi-font-family: Helvetica;"&gt;Duyularla algılanamayanın durgun enerjisi, görünen evrene doğru harekete geçtiğinde görünür bir biçimde varlık bulur. Açığa çıkan enerji, milyarlarca yıl sonra kendini tükettiğinde – yeniden aktif olana kadar – duyularla algılanamayan durgun enerjiye indirgenir. Bu, muhakeme yeteneği olan bir kişinin alakadar olmaması gereken doğal bir süreçtir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Kaynak: Bhagavad Gita, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Yorumlayan: Ramesh Balsekar&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;İngilizceden tercüme: Burcu Çelebi Öziş&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;!--EndFragment--&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-4516606070857216106?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/4516606070857216106/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=4516606070857216106' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4516606070857216106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4516606070857216106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/03/dev-levrekler-de-incinir.html' title='Dev Levrekler de İncinir'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-3867444793545883493</id><published>2011-02-11T06:07:00.000-08:00</published><updated>2011-02-12T10:17:40.447-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nazım hikmet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='memleketimden insan manzaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cihangir yoga'/><title type='text'>Memleketimdem İnsan Manzaraları</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;İnsanın memleketin havasına suyuna alışması için kırk gün kırk gece geçmesi lazım gelirmiş. Benim de memleketteki 40. gecem güne bağlandı. Düşman çatlatan İstanbul kışında yine pırıl prıl bir gün, yine evde oturasım yok. Dersten sonra sürdüm atımı Bebek’e.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-sgFceBUc2_Y/TVVCedLFIxI/AAAAAAAAAPY/IwN3Dbd3PhY/s1600/memleketimden+insan+manzalari.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;img border="0" height="230" src="http://4.bp.blogspot.com/-sgFceBUc2_Y/TVVCedLFIxI/AAAAAAAAAPY/IwN3Dbd3PhY/s320/memleketimden+insan+manzalari.jpg" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Foto: Kokia Sparis&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Romantik bir hayalim vardı: denize karşı oturup &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Memleketimden İnsan Manzaralarını&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt; okuyacaktım. Nazım Hikmet’in enfes bir dil, gözlem ve espri anlayışı ile yazdığı muazzam eseri.&amp;nbsp; Ne kadar okusam da doymuyorum, hep yanımda gezdiriyorum. Zaten eski basım, De Yayınevi 1967 haziranında basmış. Sayfalarını bıçak ile açmam gerekti. Dört cilde ayırmışlar, tek cilt incecik, hafifcecik bir şey, yan cebime sığıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Çantamın bir gözümde &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Memleketimden İnsan Manzaraları&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;, diğerinde &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Ejderha Dövmeli Kız&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt; sevdiğim bir kafenin yolunu tuttum. Bebek’de geçen sene açılan bir kafe. Hem yemekleri çok güzel (baleden arkadaşım aşçısı diye söylemiyorum) hem de en önünde oturmaya bayıldığım saklı bir köşesi var ki denize sıfır. İkindi vakti gittiğimde içerisi sessiz sakin, benim gibi okuyan yazan ya da fısır fısır konuşan insanlarla dolu olduğu için de seviyorum. Piyasacılar genelde sokak tarafında dışarıda oturuyorlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Ve fakat bugün bu işte bir iş olduğunu daha caminin oradaki otoparka geldiğimde farkettim. ''Üzgünüz Dolu'' yazıyordu girişinde. Yıllardır beni olmasa bile Daihatsu'yu tanıyan otoparkçılar çaresiz bir ifade ile yüzüme baktılar. Çaresiz olabilirler ama üzgün olmadıklarına eminim. İçerisi porscheler, ferrrariler, bmwler, mercedeler ve pek tabii &amp;nbsp;gıcır gıcır SUV cipden geçilmiyor. Anlaşıldı: Külüstür atım ve ben bugün içeri alınmıyacağız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Kafeye adımımı atar atmaz işin rengi belli oldu. Ortadaki koca masa dolmuş. Ama nasıl dolmuş? Arada sırada Nişantaşı'nda tekli veya ikili gruplar halinde rasgeldiğim kadın tipi masayı silme doldurmuş. Tekli ve ikili gruplar halinde gördüğümde hiç de tehtit unsuru olarak görmediğim bu kadın tipi bir araya geldiğinde dehşetengiz bir cemaat oluşturuyormuş meğer! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yılmadım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Birbiri ile yarışarak yükselen kahkahaların arasından sıyrılarak onların arkasında kalan köşeme vardım. Karşı köşede genç bir adam, kaderine boyun eğmiş bir ifade ile bilgisayarına gömülmüş. Beni başı ile kibarca selamlarken aynı kaderi paylaşacağımızın mesajını veriyormuş, o sırada anlamadım ben tabii. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Biraz şaşkın komşu masamı seyrettim. Kendimi şu aralar hayran olduğum kadın Lisbeth Salender kadar içe kapanık ve asosyal (ve kendi kendime Lisbeth’i anımsattığım için de iyi) hissederek botokstan mı neden ifadelerini çözemediğim yüzlere, rengarek topuklu pabuçlara, kabarık veya bukleli hoş saçlara, ışığını yitimiş ciltlerdeki kaliteli makyaja, hafif tombul gıgılara utanmadan ve çekinmeden uzun uzun baktım. Kimse umursamadı. Bir ihtimal ben görünmez idim onların açısından bakınca. Birbirlerini bastırmak istercesine yükselen ses tonlarına ve yadırgamadan edemediğim tonlamalarına, &amp;nbsp;istinye park, çok kilo aldım, ay ama pastanın bir tadına bak bari, ben malımı bilirim, sadece bizbize oluruz, senin doğumgününü de Bodrum’da kutlarız, ay 35 değil 18 ayol, &amp;nbsp;laflarına –ister istemez- kulak kabarttım. "Bunlar da benim memleketimden insan manzaraları işte" diye düşündüm. Ben de Nazım Hikmet usta gibi kendi yargılamı katmadan onların insan oluşu nasıl yaşadıklarını yazabilir miyim diye denedim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yazdıklarımı beğenmedim. Okuyayım ben bari dedim:&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Sekiz yaşında yetim kaldı Bayan Emine.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Şimdi otuz yaşındadır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Kalın bacaklı, kocaman sarkık memeli, göbekli bir kadın. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Fakat bu hantal, harap gövdenin üzerinde&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;ipek gibi ince bir yüzü vardı:&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; onuncu asır Acem nakışlarında gördüğümüz,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Dede’nin nısfiyesinde nağmeleşen,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;bize divan şiirinin anlattığı bir yüz...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: -.5in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Kaptırmış kıkırdıyordum Bayan Emine’nin söylediklerine:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hüsnü Çavuşla on beş yıl, bayan hemşire, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;kalmadı gezmediğimiz yer. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Karadeniz’de içinde Lazların, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: .5in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;şarkta Kürtlerin arasında. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Kürtlere kuyruklu derler&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;yalan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Kuyrukları yok. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yalnız çok asi, çok fakir insanlar&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Zenginleri de var &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: .5in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;ama az,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; margin-left: 1.0in; margin-right: 0in; margin-top: 0in; text-indent: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;beyleri...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Birden gözümün önünde bir flaş patladı. Mavi Orman? Koca bir popo aklımı başıma getiriverdi. ....cığım diye seslenilen bir fotoğrafçı süpriz doğumgünü partisinin sahibi Birşey hanımı karşıma geçirmiş, poposunu da burnuma dayamış deklanşöre basıyor. Ne benden , ne de karşımda oturan kibar beyefendiden izin istenmiş. ....cığımın adım adım gerileyen poposu amerikanomu Mac Pro’mun üzerine dökmek üzere. Sehpayı tehlike mahalinden çektiğimi gören Birşey hanım verdiği rahatsızlıktan hiç mi hiç rahatsız olmadan kocaman gülümsüyor. Kibar beyefendiye bir tebessüm ettim, bana yüzünde çaresiz bir ifade ile baktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Meğer ben olacaklardan habersiz imişim.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Birşey Hanım’ın ardından diğer hanımlar tekli, ikili, üçlü gruplar halinde ....çığım’ın karşısına geçtiler. Nasıl pozlar, nasıl pozlar. Koydum Nazım Hikmet'i kenara, Şamdan’ı live olarak yaşıyorum. O da bir stil, o da bir uzmanlık alanı. Sosyetik poz. Ne moda çekimine benzer, ne yoga çekimine...Her işinin ehline hayran olduğum gibi karşımdaki kadınlara da hayran olmadan edemiyorum. Her fotoğraftan sonra makineyi ...çığımın elinden kapıp, adamı yeniden yönlendiriyorlar. Sanat yönetmenliği de var. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Bazı insanları sevmek ne kadar zor, sinir olmak ne kadar kolay. Nazım Hikmet insanlar hakkında bir karara varma ihtiyacı duymaksızın nasıl güzel anlatıyor insanları. İşte bilgelik böyle bir şey. Kendi kafamızdaki hikayeden çıkıp da esas hikayeyi görmek. Değerli hocamız Nilüfer Göle bize bir defa ‘’tiki’’yi tanımlama ödevi vermişti. Ben, parlak öğrenci, yüzümü buruştura buruştura ‘’saçları jöleli, sosyete kantinin önünde takılır, her mevsim solaryum kahverengisi bir suratla dolaşır’’diye hemen atlamıştım. Nilüfer hanım dinlememişti bile beni. Benim ardımdan Volkan Dede sakin bir sesle tek bir şahsi yargı sözü barındırmayan öyle bir tiki tanımı yapmıştı ki bana başımı önüme eğmek düşmüştü. Utançtan çok saygıdan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Neyse uzun lafın kısası, karşımda kıpır kıpır mavi boğaz, elimde Nazım Hik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;met, 40 gün 40 gecedir memleketimden insan manzaralarına alışmaya çalışıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-3867444793545883493?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/3867444793545883493/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=3867444793545883493' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/3867444793545883493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/3867444793545883493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/02/memleketimdem-insan-manzaralar.html' title='Memleketimdem İnsan Manzaraları'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-sgFceBUc2_Y/TVVCedLFIxI/AAAAAAAAAPY/IwN3Dbd3PhY/s72-c/memleketimden+insan+manzalari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-1198020309458149514</id><published>2011-01-25T07:28:00.000-08:00</published><updated>2011-02-04T01:31:10.413-08:00</updated><title type='text'>Mavi Orman adlı kitabım ÇIKTI!!!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TT7rrUuJ4II/AAAAAAAAAPI/TNGi0X75TBg/s1600/mavi+on.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TT7rrUuJ4II/AAAAAAAAAPI/TNGi0X75TBg/s400/mavi+on.jpg" width="256" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #999999; font-family: Arial;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #999999; font-family: Arial; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #999999; font-family: Arial; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"&gt;Büyüklüğüme Mektuplar&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="color: #999999; font-family: Arial; mso-bidi-font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 16.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"&gt;&lt;br style="mso-special-character: line-break;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Çocukken bizim eve misafir geldiğinde, annem muhakkak onun beni görmesini isterdi. Böyle zamanlarda, dış dünyaya kapalı odamın hafif aralık kapısından önce bir baş uzanır, sonra misafirin kendisi, ne yapacağını bilmez bir halde, belli ki pek istenmediği o dünyaya adımını atardı. Ben oyunum kesintiye uğradığı için sıkkın, misafir sıkıldığımı gizlemediğim için çaresiz, karşılıklı öylece dururduk. Oysa bilirdim ki beni doğal ortamımda izlemek ister misafir. Ne duydu ise hakkımda, kendi gözüyle görmek ister. Ne var ki odada bir başkası varken (o başkası bir çocuk bile olsa) kendi dünyama dönmenin yolunu bilmediğimden, sıkıntılı sessizlik uzar da uzardı. Sonunda annemin misafir arkadaşı olmadık bir adım atarak kendini benim dünyama katmaya kalkışır ve varlığıyla kesintiye uğrattığı etkinliğin ne olduğunu araştırmaya başlardı. İşte o zaman gözleri ya kara tahta karşısına sıra sıra dizilmiş bebeklerime ya da masamdaki tükenmez kalemle &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;çiziktirilmiş saman kâ&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: 'Arial TUR'; mso-fareast-font-family: 'Arial TUR'; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;ğı&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;tlara kayardı. Zaruri ziyaretini noktalamak için fırsattı anneme seslenmesi belki: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ah canım! Nilüfeeeer… yazar olacak bu senin kızın!” ya da &lt;br /&gt;“Bak bak şu sıralara dizilmiş bebeklere... Annen gibi ö&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: 'Arial TUR'; mso-fareast-font-family: 'Arial TUR'; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;retmen olucan di mi kız?” &lt;br style="mso-special-character: line-break;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;DEVAMI VE DAHASI ŞUBAT 2011'de KURALDIŞI YAYINEVİNDEN ÇIKACAK OLAN MAVİ ORMAN ADLI KİTABIMDA....Başucunuzdan hiç eksilmez inşallah!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial; font-size: 12pt; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-font-family: Arial; mso-fareast-font-family: Arial; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Defne Suman&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-1198020309458149514?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/1198020309458149514/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=1198020309458149514' title='18 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/1198020309458149514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/1198020309458149514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/01/mavi-orman-adl-kitabm-subatta.html' title='Mavi Orman adlı kitabım ÇIKTI!!!!'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TT7rrUuJ4II/AAAAAAAAAPI/TNGi0X75TBg/s72-c/mavi+on.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-7558363559550719802</id><published>2011-01-08T10:46:00.000-08:00</published><updated>2011-01-09T00:18:26.125-08:00</updated><title type='text'>Saadet Şükrü'nün Kitaplığı</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpFirst" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yere boylu boyunca yat&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;tım. Oda duvardan duvara tertemiz halı ile kaplı. Sırt üstü dönüp tavandaki ayrıntıları hatırladım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Çocukken de sırt üstü yatar tavanı seyre dalardım. Kapım hep kapalı dururdu. Şimdi de kapalı. Ayağa kalktığım seyrek idi. Odamda ben hep emekleyerek dolanırdım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpFirst" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Burası benim çocukluk odam. Dokuz yaşına kadar bu odada yaşadım. Sonraki yıllarda içinde başkaları kaldı. Şimdi yeniden bana döndü. Sadece bu oda değil bütün daire benim oldu. Ben yine de en çok kendi odamda oturmayı seviyorum. Oturmaktan çok yere boylu boyunca uzanıyorum. Hayal kuruyorum. Yazarlık hayalleri. Başarı, tatmin, uzak adalara seyahat, yakın adalara yerleşme hayalleri. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Etrafım kitaplar ve defterlerle çevrelenmiş. Başımı çeviriyorum bir kütüphane dolusu kitap bana bakıyor. Büyük haladan bana kalan miras. Oymalı kakmalı şık kitaplığı ile birlikte içindeki kitapları da bana bıraktı Büyük Hala. Amerikan klasikleri, İtalyanca kısa hikayeler, İngiliz edebiyatı. Hepsi de ciltli, hepsi de eski. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;İlk sayfasında Saadet Şükrü yazıyor. Soyadı yerine baba adı. Yıl 1925. Büyük Hala Arnavutköy Kız Kolejinde. Bu kitapları ona kim, nereden getirtmiş? Okulda mı dağıtmışlar? Hepsini okumuş mu? Artık yok ki sorayım. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Bazı günler kitaplara dalayım istiyorum. Sokağa çıkmasam, okusam okusam okusam...O günlerde sokağa çıksam da zaten hep &amp;nbsp;hikayeler görüyorum. Kara çarşaflarının içinde pırıldayan yüzlü üç genç kadın gördüm bugün Karaköy’de. Evden çıkışlarını yazdım, çarşaflarını üstlerine geçirişlerini, çoktandır planladıkları bu Cumartesi gezisinin nihayet gerçekleştiriyor olmalarının zaferini kafamda bir bir yazdım. Dördümüz yanyana durup denizin mavisini sevdik. Çarşafların ve kısa eteklerin karışmadığı bir sohbet kurguladım. Havadan, İstanbul'dan, annelerimizden, sevgililerimizden konuştuk. Karşılıklı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&amp;nbsp;güvensizliklerimiz iletişimde eriyip gitti. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSiwgmJe_KI/AAAAAAAAAO0/3ioYbkQLVyY/s1600/IMG_7066.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSiwcfa94TI/AAAAAAAAAOw/hcgyiC6V7GA/s1600/IMG_7142.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;img border="0" height="237" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSiwcfa94TI/AAAAAAAAAOw/hcgyiC6V7GA/s320/IMG_7142.jpg" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Foto: Konstantine Sparis&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Namlı’da bir arkadaşıma rasladım. Gün batarken yeni uyanıyordu. Gecesi gündüzü bir hikaye oldu içimde. Kalabalık bir barda aradığı bir şey vardı. Bulana kadar çıkacak, gezecek. Güzel yüzünde geç gelen sabahların melankolisini okudum. Galata köprüsünde yüzlerce balıkçı vardı. Onlara bakarken balık dolu leğenlerin gidecekleri evleri, pişecekleri mutfakları, yenecekleri sofraları, inecekleri mideleri gördüm. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Çok yol yürüdük bugün. Cihangir’den Beyoğluna, oradan Tünel’e. Galata köprüsünü geçtik, geri döndük. Sevdiceğime sevdiğim şehri biraz daha anlattım. Karşıdan karşıya geçemedik tekerlekli sandalyemiz yüzünden. Halbuki Mısr Çarşı’sının arkasındaki kuşcuları, çiçekçileri gösterip çay içmek istemiştim. Dönüşte köprü ağzında oturduğu yerde uyuklayan bir çocuk gördük, yanında kafasına battaniye çekmiş de uzanmış bir büyük boyu yatıyordu. Uzaklardan geldiklerine kanaat getirdim. Bitkinliklerini hüzne yordum. İki kardeşe de bir hikaye yazdım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Kapıyı kapadım. Sevdiceğim sormadı, alınmadı. Bilir ki benim yalnız kalma vaktim gelmiştir. Sırt üstü yattım, tavanı seyre daldım. Kitapları koklayıp, genç Saadet’in hayallerini düşündüm. Haftasonları okuldan Şişli’deki eve giderken hangi vasıtayı kullandı acaba? Özel şoför mü gelip alırdı kendisini? Arabanın markası neydi? Bu kitaplardan hangisini yanında taşıdı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Uzatıp elimi bir tanesini kokluyorum. 20.yüzyıl kokuyor. Kitapların yüzyılı. Özlüyorum bazen geçen yüzyılı. İnterneti, facebook'da arkadaşlarımla karşılaşmayı, merak ettiğim bir konu hakkında şıp diye yüzlerce kaynağa ulaşabilmeyi, telefon etmek yerine eposta yazabilmeyi, yazdığımı anında sizlere ulaştırabilmeyi, benim sevdiğim yazarları okuyan, hayran olduğum insanlara benim kadar hayran olan başkalarının varlığını bilmeyi, kısacası 21.yüzyılın muhteşem olanaklarını seviyorum. Yine de kitapların ve mektupların yüzyılını özlediğim oluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpLast"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;İşte o zaman, telefonumu da odamın kapısını da kapatıyorum. Çekiyorum kitaplardan bir tanesini Saadet Şükrü’nün oymalı, kakmalı kitaplığından. Adına, yazarına bile bakmadan koklaya koklaya başlıyorum okumaya. Halka halka dalgalar beni içine çekiyor. Tavandaki izler siliniyor. Bir insanın kendisini keşfi diğerine bulaşıyor, o yüzyıl, bu yüzyıl kalmıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpLast"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSiwgmJe_KI/AAAAAAAAAO0/3ioYbkQLVyY/s1600/IMG_7066.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSiwgmJe_KI/AAAAAAAAAO0/3ioYbkQLVyY/s200/IMG_7066.jpg" width="200" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpLast" style="mso-list: none; tab-stops: .5in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-7558363559550719802?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/7558363559550719802/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=7558363559550719802' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/7558363559550719802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/7558363559550719802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/01/saadet-sukrunun-kitaplg.html' title='Saadet Şükrü&apos;nün Kitaplığı'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSiwcfa94TI/AAAAAAAAAOw/hcgyiC6V7GA/s72-c/IMG_7142.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-6365071818511481681</id><published>2011-01-05T10:07:00.000-08:00</published><updated>2011-01-05T10:12:53.293-08:00</updated><title type='text'>TOKAT gibi ZITLAŞMA</title><content type='html'>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSS0SACw1pI/AAAAAAAAAOs/Cu4M64bbqik/s1600/ve+simdi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSS0SACw1pI/AAAAAAAAAOs/Cu4M64bbqik/s320/ve+simdi.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Foto: Konstatine Sparis&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;İstanbul’a her gelişimde yüzüme tokat gibi çarpan bir şey var:&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;İnsanların zıtlaşması.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Nasıl kanıksanmış, nasıl da alışkanlık haline gelmiş aka kara ile cevap vermek! Günlük hayatın küçük küçük adımlarında, iki laf arasında, hatta hal hatır sormalarda zıtlaşmak sanki iletişimin tabiatı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Tayland’dan döndüğümde, altı aylık bir aradan sonra –ki ilk defa Türkiye’den bu kadar uzun süre ayrı kalıyordum- ne olduğunu anlayamadığım ama tokat etkisini hemen hissettiğim bu zıtlaşma beni ağır bir bunalıma sürüklemişti. Sonraki yıllarda da her yurda dönüşümde aynı bunalıma düşmem, ayrı iken unuttuğum zıtlaşma alışkanlığının karşıma dikilivermesinden biraz da. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Daha pasaport kontrolünde huzursuzluk başlıyor. Çifte pasaport halini sanki suçmuş gibi hissettiren bir görevli, ardından bagaj arabasını serbest bıraktıracak bozuk paramın cebimde bulunmayışını yadırgayan bir diğeri...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Evde bir başka hikaye. Yüzün sarı, saçın beyaz, kaburgaların ortada. İşte makarna-ekmek yemezsen böyle olur. Bir de etsizlik. Herkes beslenme uzmanı. O saatte kalkacaksın, bu saatte yatacaksın?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;Ya hu bırakın halime.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Eskiden yurda döndüm diye bunalıma girdiğimde, halden anlayan &amp;nbsp;eş dost derdi ki, "takma kafana, onlar seni sevdiklerinden öyle diyorlar". Ben artık buna pek de inanmıyorum. Herkesin beni sevdiğinden bir şüphem yok ama ettikleri laflar o sevgiden değil, illet olduğum zıtlaşma alışkanlığından. Ve daha acıklısı biliyorum ki aslında bütün herkes iletişim kurmaya çalışıyor. Maalesef çoğunluğun alışık olduğu iletişim tarzı zıtlaşmak, polemiğe girmek, tartışma ortamı yaratmak ülkemizde. (Örnekler için hemen televizyonunuzu açabilirsiniz, ben daha cesaret edemedim.)&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yanımda Yunanlı bir nişanlı gezdirince şimdi, insanların zıtlaşma üzerinden kurmaya çalıştıkları iletişimi daha bir net gözlemleyebiliyorum. Nişantaşında ben arabayı park ederken, Konstantine beni City’s alışveriş merkezinin önünde bekliyor. City’s valelerinden biri o arada yaklaşıp ‘nerelisin birader’ muhabbetine giriyor. Yunanistan’ı duyar duymaz, vale, bilmediği ingilizcesi ile nasıl yapıyorsa yapıyor Kokia’ya ‘’bitti oğlum, bitti Yunanistan, beş yıla kalmaz senin ülke kaput’’ demeyi beceriyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Diyebilirsiniz ki aman işte şanssızlık, ona da böylesi denk gelmiş. Yakın arkadaşlarımı Kokia ile tanıştırdığımda, ilk espri olarak ‘’ege adaları bizim haa’’ diye lafa girenler var. Babam bile, tanışmalarının beşinci dakikasında, havaalanından eve giderken arabada Kıbrıs’ın işgalini haklı çıkaracak bir liste sundu Kokia’ya. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Ya hu bunun sırası mı? Ne gerek var şimdi? Ege adaları arkadaşlarımın, &amp;nbsp;Kıbrıs sorunu babamın ne kadar umurunda? İki taraf arasında iyi bir ilişki kurulmasından daha mı önemli? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Sonra bir de ‘’damat daha hala türkçe konuşmuyor mu?’’ sorusu var. Ya hu size ne? Bana kimse Yunanistan’da ne zaman Rumca konuşacağımı sormuyor. Burada iki lafın biri, ‘’eh öğrensin ama artık’’. Sanki Kokia Türkçe öğrense, Türklere yarayacak. Bu şaka yollu olarak söylense de, şakanın kişisel bir yokluğa işaret etmesi can yakıyor, ne gerek var ki diye düşündürtüyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yani neyin varsa o olmasın, neyin yoksa eh artık olsun o ama.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Bekarsan, &amp;nbsp;aaa evlen ama artık. Evliysen de çocuksuz isen –hele hele bir seçim olarak çocuksuz isen- eh hadi yapın artık bir tane. Yersiz yurtsuz gezgin isen, eh sen de yerleş artık bir yere. Yerine yurduna yerleşmiş ise çık, gez dolaş biraz, pinekleme. Hep verilecek bir zıt cevap var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Üzülerek söylüyorum ki ben böyle bir zıtlaşma pratiğini Türkiye’den başka yerde görmedim. Mağdur kişi kompleksimizden mi, jeopolitik sebeplerden mi ne, tehtid altındayız sanki biz burada hep. Aman defans, aman o vurmadan ben bir tane indireyim. Şakalarımız bile zıtlık temelli. Vallahi dünyanın başka yerlerinde zıtlaşmadan da ilişki kuruyor insanlar. Gülümseyerek, nezaket ile, hoşgörü ile, nasıl cevap yetiştirsem de üste çıksam diye düşünmeden. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Bu zıtlaşma alışkanlığımız her geldiğimde vallahi tokat gibi yüzüme çarpıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpMiddle"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNoteLevel1CxSpLast" style="margin-left: 0in; mso-add-space: auto; text-indent: 0in;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-6365071818511481681?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/6365071818511481681/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=6365071818511481681' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/6365071818511481681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/6365071818511481681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2011/01/tokat-gibi-zitlasma.html' title='TOKAT gibi ZITLAŞMA'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TSS0SACw1pI/AAAAAAAAAOs/Cu4M64bbqik/s72-c/ve+simdi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-360036197876650978</id><published>2010-12-21T09:42:00.001-08:00</published><updated>2010-12-29T02:05:14.892-08:00</updated><title type='text'>ARALIK</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: large;"&gt;Evvel zaman içinde çok sevdiğim biri vardı. Dün gece onu rüyamda gördüm&amp;nbsp; Saçının kıvırcığını, bana bakarken yumuşayan gözlerinin elasını, siyah kazağının altında inip kalkan derin kaburgalarını, ince dudaklarının kıvrık tebessümünü, unuttum sandığım bütün ayrıntılarını üzerinde taşıyarak rüyama geldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Zaman o evvel zaman değildi ama. Rüyamda şimdiki zamanda idik. Bilmediğim bir evde karşılaşıvermişiz. Komşu muymuşuz ne, orası bulanık. Bir merdiven boşluğunda fısıldaşıyoruz. Çok yakın, çok samimiyiz. &amp;nbsp;Biz zaten hep bir aralıkta –çalınmış zamanların aralığında- bulmuştuk samimiyeti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Evvel zamanlarda, milenyumu devirmemize az bir şey kala, yine bir Aralık gecesi karşılaşmıştık.&amp;nbsp; Daha da öncesinde, ben kimbilir kaç defa o karşılaşma anının hayalini kurmuştum.&amp;nbsp; Yıllar yıllarca olayı binbir kez kafamda canlanırmış, beğenmemiş, değiştirmiş, hikayeyi tekrar tekrar kurgulamıştım. Karşılaşacaktık. Beklenmedik bir anda. Bir gece. Beni ne kadar özlemiş olduğunu anlatacaktı. Bakışlarıyla tabii. Özlemini dile getirmesi hayali bir senaryo için bile imkansızdı. İmkansızı istemiyordum. Zaten anlaşacaktık işte bir şekilde. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Yeni tanıştığım bir grup arkadaşımla geçirdiğim o gece nasıl olmuşsa olmuş, aklımdan çıkıvermişti. Birkaç bar ve klübe girip çıktığımız, eğlenceye doyamayıp da karnımızı doyurmaya karar verdiğimiz sıradan bir cuma gecesinin sonunda, soğuğu hissetmeyecek kadar sarhoş, sıra sıra dizilmiş dönercilerin önünde orası mı, burası mı tartışması yapıyorduk.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Taksim meydanı deprem depresyonunu üstünden atamadan milenyumu kucaklamak için süslenmiş, geceyi bizimkine benzer rotaları takip ederek geçirmiş, ve aynı noktada&amp;nbsp; sonlandırmaya hazırlanan tanıdık simalarla doluydu. Hatırlıyorum: Soğuğa rağmen yemeğini eline alan etrafa son bir kez göz atmak için&amp;nbsp; dışarı çıkmış, büfelerin önü gündüzü aratmayacak kadar kalabalıklaşmıştı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TRDniSTrdcI/AAAAAAAAAOk/2gABaaXDqoY/s1600/IMG_0006.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TRDniSTrdcI/AAAAAAAAAOk/2gABaaXDqoY/s320/IMG_0006.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;O gece o kalabalıkta hiç karşılaşmayabilirldik. Yıllarca hep aynı yerlerde gezmiş, birbirimize hiç raslamamıştık ne de olsa. Onlarca büfenin arasında nasıl olup da onun içinde oturduğunun önünde durakladık? Talih, tesadüf, hepsi bir oyun işte! Ama o oradaydı. İçeride. Elinde bir tost, florasan ışıklarıyla aydınlatımış büfenin bir masasında oturuyor, bana bakıyordu. Yıllardır beklediğim an! Nasıl da hazırlıksız, nasıl da sarhoştum. Kendimi birşeyler hissetmeye zorladım hemen. Duygu duygu neredesin? &amp;nbsp;O kadar beklediğim kişi kalkmış bana doğru geliyor ve tek düşündüğüm şey sağ ayağının hafifçe aksadığı! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Tedirgin bakışlarla etrafı araştırarak&amp;nbsp; yanıma yaklaşmıştı. Demek o zaman bile hala korkuyordu birlikte görülmemizden. Çevreyi kollamayı sürdürerek aceleyle yanağıma bir öpücük kondurmuş ve kaçarcasına uzaklaşmadan hemen önce kulağına fısıldamıştı, “arasana beni ne olur, hemen, yarın ara”. Duyduklarımı algıladığımda başım dönmeye başlamıştı. O AN böyle çabuk, böyle bulanık ve duygulardan arınmış bir şekilde yaşanabilir miydi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Hatırlıyorum: Uzaklaştığı yöne baktığımı. Onu hala görebiliyordum. Aceleyle taksiye binişini izlemiş, araba gözden kaybolurken arkasımı dönmüş, yürümüş, sarhoşların, sevgilierin, gecenin o saatinde mendil satan çocukların arasına, kalabalığa karışıvermiştim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;On bir yıl sonra bir başka Aralık gecesinde, dün gece rüyamda, ‘’evleniyorum ben’’diyordum ona. ‘’Beni her zaman beklersin sanıyordum ben oysa ki’’ diyordu. Şaka yaptığını ikimiz de biliyor ama aşkın ses tonu fısıltı ile konuşmayı sürdürüyorduk. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;‘’Bütün hepsi bir oyundan ibaret zaten biliyorsun değil mi?’’diye soruyordu. ‘’Ne yaptıysam hep rol icabı idi. Bu hayat bittiğinde, rolümüzü tamamlayıp sahne arkasına çekildiğimizde, bir sonraki rolümüze soyunmadan önce, ben seni bulurum nasıl olsa kız kardeş. O zamana kadar sana verilmiş rolü hakkıyla oynamaya bak’’. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Bana bakarken sevecenleşiveren gözlerinin elası, saçının kıvırcığı, soluğunun fısıltısı zihnimde taptaze uyandım. Birbirimizi görmeyeli aradan çok zaman geçmiş olsa da, esas vedayı şimdi ettiğimizi karnımın derinliğinde bildim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;Karlı bir Aralık sabahında, çok sevdiğim bir başkasının ensesine yüzümü daldırıp, yeni günüme başladım.&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-360036197876650978?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/360036197876650978/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=360036197876650978' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/360036197876650978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/360036197876650978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2010/12/aralik.html' title='ARALIK'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TRDniSTrdcI/AAAAAAAAAOk/2gABaaXDqoY/s72-c/IMG_0006.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-3671700037239712249</id><published>2010-11-29T12:42:00.000-08:00</published><updated>2010-11-29T17:15:47.380-08:00</updated><title type='text'>İNCE ŞİDDET</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bugün aklımda bir iki bir şey var. Yoğurmadan öylecene buraya yığacağım. Bakalım ne çıkacak?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bir tanesi yoganın ahimsa prensibi ile ilgili. Ahimsa şiddetsizlik anlamına geliyor. Onu bunu dövmemek, öldürmemek, yaralamamak...Ama zaten ben ve siz sevgili okurlar ahimsanın bu yakasından değiliz. Kimselere zarar vermeden yaşıyoruz biz. Hatta bazılarımız et bile yemiyoruz ki hayvancıklar acı çekmesin.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Öyle mi? Yoksa şiddetten uzak yaşadığımıza inandığımız anda, kendi şiddetimize gözlerimizi kapatıyor muyuz? Karısını, çocuklarını döven adamdan daha kör olabilir miyiz kendi hayatımızdaki şiddete karşı?&amp;nbsp; Kaba şiddeti tanımak ve onu ötekine ait bir şey olarak görmek kolay. Ama bir de ince şiddet var. Kaba ve ince şiddet birbirlerinden gün ve gece gibi farklı iki şey olmayabilir.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Benim hayatımdaki şiddet inceden işliyor.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;İnce şiddet en çok iletişimde kendini gösteriyor. &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Konuşurken kullandığımız sözcüklerde, tonlamalarda, emir kiplerinda, teşekkürsüz, lütfensiz cümlelerde...Veya haz etmediğimiz bir insandan herif/karı diye bahsetmederken Veya dalga geçerken… Dalga geçmek, karşılıklı gülüşülse bile iletişimin merkezi haline geldiğinde iki insan arasındaki bağı zayıflatıyor. İnsanın kendisi veya arkadaşı, sevgilisi, eşi ile dalga geçmesi inceden bir şiddet gösterisi. Özellikle de iletişimde alışkanlık haline geldi ise.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center" class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-align: center; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Şiddet başka insanlarla kurduğumuz iletişimin yanısıra kendi kafamızın içindeki monologlarda kullandığımız sözcüklerde de hayat buluyor. Birisini kafada hıyar, ya da angut bellemek mesela, o kimseyi olduğu gibi görmemizi imkanız kılıyor. Kafada yaftayı yapıştırdığımız anda o insan ile iletişimi koparıyoruz. Bu insanı hiç tanımıyor olabiliriz. (ki genelde tanımadıklarımıza yaftayı yapıştırmak en kolayı.) Tanımadığımız insana yapıştırdığımız yafta onu duymamıza engel oluyor. O insan o sırada kendini ifade etmeye çalışsa da bir defa bağlantıyı kopardık mı ou yeniden kurmamız güçleşiyor. Çünkü artık dinlemiyoruz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Richard Freeman ne diyor? Yoga begins with listening. Yoga dinlemekle başlar. Kafamızdaki etiketleri soyup dinleyebiliyor muyuz insanları?&amp;nbsp;Ben biliyorum ki zorlanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Dün arkadaşım Aisha ile ilişkiler üzerine konuşuyorduk: Kendi yoga hocasının bir sözünü tekrarladı. Yeni bir ilişkiye başlarken, sevgilinizin size değil, diğer insanlara (özellike hayatında önemli yeri olmayan bakkal, taksi şoförü, banka memuru, havaalanı görevlisi, hademe, kapıcı gibi insanlara) nasıl davrandığına bakın dermiş Aisha'nın hocası. Çünkü gün gelip de artık sizi etkilemek gibi bir amacı olmadığında size davranışı da aynen böyle olacaktır. Çok beğendim bu sözü. Sizinle paylaşmak istedim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Kim olduğu mühim değil, bir eski sevgilim bana ne kadar şekerse, taksi şoförlerine ve garsonlara o kadar ters idi. Ruhunu kasıp kavuran öfkesini oradan çıkarmam gerekirdi ama kendi sıramı beklemem lazımmış. Davranışlarımızı şekillendiren inceden şiddeti kendimizde de sevdiklerimizde tanımaya direniyoruz. Orası kesin.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;İçimizdeki varlığını inkar etmeyi alışkanlık edindiğimiz bir diğer şey de öfke. Öfke şiddetin bir numaralı motivasyon kaynağı. Dalga geçen, ha babam birbirini babalayan arkadaşlar pasif agresyon içinde kıvranırken, direksiyon başındaki diğer bütün şoförlere ana avrat küfreden kişi de öfkesini kendi arabasının içinde patlatmaktan başka bir şey yapmıyor. &amp;nbsp;Şiddete maruz kalan kendisi ve arabanın içindeki diğer yolcular...Bir de kendisini kuzu gibi gören öz-öfkesine kör arkadaşlarımız var. Karnına şöyle bir dokunduğunuzda göz yaşlarına boğulan, öfkeyi ötekileştirenler.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TPRP4Up1DCI/AAAAAAAAAOU/WH2ufrzbiFA/s1600/IMG_5579.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TPRP4Up1DCI/AAAAAAAAAOU/WH2ufrzbiFA/s320/IMG_5579.jpg" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Foto: Kokia Sparis&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Memleketimizde öfkelenmek, kontrolden çıkmak gibi ince ya da kaba şiddet olağan şeylermiş gibi algılanıyor. Bizi bekleten bir garsona çıkışmayı ya da sıramızı kapan bir akıllıya haddini bildirmeyi kendimize görev biliyoruz. Duygusallaşmadan (öfkelenmeden) rahatsızlığımı dile getirmek aklımıza bir türlü gelmiyor. İnce şiddet böyle böyle kalınlaşıp da iş sevgilimizi elektrikli testere ile kesmeye varınca da hayrete düşüyoruz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;''Kontrolü kaybetmek'' meşru bir durum olarak kabul edildikçe şiddetten özgürleşmek mümkün mü?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Bu kontrolü kaybetme halinin meşruluğu sadece öfke olarak değil, başka duyguların ipinin ucunun kaçırılması olarak da düşünülebilir. İsteri krizi, ağlama, duygu sömürüsü ve ısrar ile diğerine istediğini yaptırmak (diğerini kontrol altına almak) da şidder sayılmaz mı? Memleketimiz kadın ve erkeklerinden sıkça duyduğumuz&amp;nbsp;''kendimi kaybetmişim'' ifadesi şiddetin sorumluluğunu omuzlarımızdan bir güzel alıp içimizdeki bir canavara devrediyor. Biz de rahatlıyoruz. Oh!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Şiddet şefkatin tersi. Kendi şiddet anlarımızı tanır ve canavarın başını o anda yakalarsak yerine şefkati koyabiliriz. Canavar sandığımız kadar kontrolümüzü dışında faaliyet gösteren bir şey değil aslında.&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;Ben şiddeti şefkat ile değiş tokuş edebildiğim anlarda vallahi kendimi bir iki yaş gençleşmiş hissediyorum!!!&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Helvetica Neue', Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-3671700037239712249?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/3671700037239712249/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=3671700037239712249' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/3671700037239712249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/3671700037239712249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2010/11/ince-siddet.html' title='İNCE ŞİDDET'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TPRP4Up1DCI/AAAAAAAAAOU/WH2ufrzbiFA/s72-c/IMG_5579.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-5566775853252425049</id><published>2010-11-19T12:18:00.000-08:00</published><updated>2010-11-19T20:01:06.173-08:00</updated><title type='text'>Koca Nedir?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TObbpO_UT_I/AAAAAAAAAOM/X6VXXN7B9z4/s1600/AR79570_AR79570-R1-E004.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TObbpO_UT_I/AAAAAAAAAOM/X6VXXN7B9z4/s320/AR79570_AR79570-R1-E004.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bu gece evde yalnızım. Bu evde ilk defa tek başıma bir gece geçiriyorum. Kokia erkek arkadaşları ile içmeye çıktı. Dairemizin Kokia’sız gecesini biraz yadırgıyorum. Ortalığı yünlerim, kitaplarım, şallarım, kahve kupaları ve krakerlerimle bir güzel dağıttım. Yeni Türkü bütün eski şarkılarını yeniden piyasaya sürmüş. Çıkardım disklerden birini. Evin içini sardı Yeşilmişik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Müzik de koku gibi hemen hafızanın yosun tutmuş duygularını tetikliyiveriyor. Bu albüm piyasaya çıktığında biz lisedeydik. Hep dinler ve hatta çalar söylerdik. Tınısı ile hüzünlenir, sözleri ile varoluşu anlamaya çalışırdık. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Onlar ‘’ya içindesindir çemberin ya dışında’’ diye söylerken, onaltısındaki taze ben &amp;nbsp;bilmek isterdi: Neresindeyim ben çemberin? Çünkü kendim içindeyken kafam dışardaysa kahrolacaktım. Kahrolmak pek romantik geliyordu kulağa ama geleceğim meyhane masalarında da geçmesindi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;"İstersen Hiç Başlamasın" ı sevdiğim çocuğu düşüne düşüne söylerdim. ‘’Onca yaranın ardından yeni bir aşk yaratamazsın’’mış. Oysa taze kalp yaralarımızın ardından yeniden yeniden yaratabiliyorduk biz aşkı. &amp;nbsp;Bir sonraki darbeye kadar. Darbelerin acısı da bir başka tatlıydı taze kalpte. Neredeyse gelsin diye bekliyorduk. Hormonların etkisinde ‘’istersen hiç başlamasın’’ lar ise otuz dakika kadar sürüyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Odayı eşyalarım, gecenin sessizliğini de ilk gençliğimle doldurmuş, bunları düşüne düşüne bulaşıkları yıkarken aklıma birden Çağla Şikel’in ‘’Emre yakında kocam olacak’’ basın açıklaması geldi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Hoppala? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Ben 2002 yılında beri televizyon seyretmiyorum. Kötü bir alışkanlık,&amp;nbsp; ben en iyisi vazgeçeyim diye başlamış bir durum değil. Çoğunluk gibi benimki de kanalların sıkıcılığına dayanamamakla başlayıp, televizyonsuz evlerde yaşamaya doğru gelişen doğal bir süreç. Sonra Tayland, derken Portland televizyon ve onunla hayatıma giren insanlar bir bir yokoldu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bu durumda Çağla Şikel’in ismini hatırlamam bir mucize iken basın açıklamasını beynimin bir köşesinde saklamış olmam nasıl açıklanmalı? Bakkal rafında rasgeldiğim bir Şamdan kapağında okumuş olabilirim. Peki şimdi niye yüzey yaptı acaba? Yeni Türkü-lise-Emre abi bağlantısı filan desem...? Emre Altuğ&amp;nbsp; abi ile lisede aynı servisde idik. Pek sever ve de sayardım. Sonra okul tiyatrosunda beraber Keşanlı Ali Destanını oynadık ki Emre abi bir içim su idi. Zeliha Berksoy derhal konservatura tayinini istedi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Şöhret kapısını çaldığında bile Hisar’da Bebek’de karşılaştıkça samimiyetinden bir gıdım eksiltmeden selamladı beni Emre abi. Çağla Şikel daha ortaokula gidiyordu o vakitler. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;İnsan beyni esrarengiz bir mağara. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Çağla Şikel’in ‘’Emre yakında kocam olacak’’ beyanında beni bir şey etkilemiş ki bugüne kadar dağarcığımda taşımışım? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Peki koca nedir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Sevgilimiz, zaten aynı evde birlikte yaşadığımız, hayatımızın sonuna kadar birlikte olmak istediğimiz, ailemizin de sevdiği benimsediği erkek, kocamız olunca değişik bir şeye dönüşür mü?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Koca kalıbına giren erkekten bizim beklentilerimiz farklı olur mu? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Evlilik iki insandan çok iki ailenin –cemaatin- birleşimi ise (antropoloji derslerinde öğrendiğimiz üzere) koca kalıbına giren erkeğimiz birazcık akrabamız gibi mi olur acaba? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Anlamını çıkaramadığım bir diğer cümle de ‘’çocuklarımın annesi’’. Karım, sevdiğim kadın, eşim filan değil de...Çocuklarımın annesi...Hani sanki kan bağı&amp;nbsp; ile bağlı olduğum insan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Ben akrabamlarımla çok sık görüşemiyorum. Hepimiz dünyanın dört bir yanına dağınığız. Bir görüşmeden diğerine bebekler yeniyetme, yeniyetmeler ana-baba olmuş oluyorlar. Onca zaman aradan sonra bir araya gelip de bir sofraya oturduğumuzda hissettiğimiz ortak bir şey var: Samimiyet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Dostlarımı seçerek hayatıma kattım. Akrabalarım öyle değil. Dostlarım ile bağımın kontrolü benim elimde. İstersem koparırım. Akrabamlarımla bağım kandan geliyor. İstesem de koparamam. Onlar da beni koparamazlar. Çok iyi tanımasak da birbirimizi biliyoruz ki bu yolun sonuna kadar birbirimizin yakınında, yamacında olacağız. Böyle de bir güven uyandırıyor akrabalarım bende. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Çağla Şikel’in beyanına başta burun kıvırmışımdır tahminim. Evlenilecek kadın olduğunu ima ediyor, yüzükten güç çıkarmaca aman aman filan diye homurdanmışımdır da. Ama gelin görün ki işte, unutmamışım. Vakti geldiğinde yeniden kafamın kapısı çalınmış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Acaba Çağla Şikel, o gencecik yaşında, Emre abi ile aile olduklarında samimiyet ve güven hissinin boyut değiştireceğini bildi de mi etti bu beyanını? Kim bilir? Bazı kızlar nikahta keramet olduğunu bilerek doğuyorlar, bazılarında ise işte şafak atmak bilmiyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-5566775853252425049?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/5566775853252425049/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=5566775853252425049' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/5566775853252425049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/5566775853252425049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2010/11/koca-nedir.html' title='Koca Nedir?'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TObbpO_UT_I/AAAAAAAAAOM/X6VXXN7B9z4/s72-c/AR79570_AR79570-R1-E004.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-846378873661084683</id><published>2010-11-15T15:13:00.000-08:00</published><updated>2010-11-15T15:20:29.429-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkçe yoga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin dalgaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yoga kafası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='defne suman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='patanjali'/><title type='text'>Yoga Kafası ve Onu Korumanın Yolları</title><content type='html'>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TOG8arRoWTI/AAAAAAAAAOI/QNx-xXvT_AM/s1600/IMG_5577.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TOG8arRoWTI/AAAAAAAAAOI/QNx-xXvT_AM/s320/IMG_5577.jpg" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Foto: Kokia Sparis&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Bu sabah -bence- nefis bir ders verdim! Bitip de halka halinde oturduğumuzda baktım herkesin yüzüne nur inmişti. Sessizliğimizi koruyarak biraz oturduk, sonra dağılmak üzere ayaklandık. Öğrencilerden biri ki -günlük hayatta arkadaşım- ben mumları söndürürken yanıma yaklaştı ve pek de alçak sayılmayan br sesle ördüğü hırkadaki arttırmaları nasıl yapacağını sordu. Yüzümü altardan çevirip ''sence şimdi bu sorunun sırası mı'' bakışımı attım &amp;nbsp;arkadaşım/öğrencime. O tınmadı, sorusunu ölçülerle donatarak bir kez daha sordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;''Boşver şimdi bunları'' dedim, ''yoga kafanı açma, sonra konuşuruz.''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yapanlar bilirler. Sahiden de ''yoga kafası'' diye bir hal var.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hem dikkatli hem sakin, net ve &amp;nbsp;duygusallıktan arınmış, ama duyu organları keskin, biraz umursamaz, biraz da dünyadan kopuk bir hal. (Alp Turaç arkadaşımın kendi blogunda tanımladığı Zanshin hali gibi) İyi bir yoga çalışmasının sonuda zihnimize çöreklenen hal. Ki Patanjali tarafından yapılan tanımında yoga tam da bu kafa hali olarak tasvir edilir. Şöyle der Patanjali:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yoga citta vritti nirodha.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yoga beyin dalgalarının düzlüğe varmasıdır. (Tercüme ve yorum bana ait)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yoga yapanların beyin dalgalarını ölçmek son yüzyılda nörologların da pek ilgilendiği bir konu. Sizi ayrıntıları ile sıkmayayım. Sonuçlar aşağı yukarı şunu söylüyor: Beyin günlük hayatta, derin uykuda, rüya anında ve uyuşturcu/uyarıcı maddelerin etkisi altında iken farklı dalga boylarında faaliyet gösteriyor. Yoga sonrasındaki beyin dalgaları da diğer koşullar altındaki dalgaların frekansından farklı nitelik ve boyda akıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;(Bu konuda yapılmış araştırmanın sonuçları için aşağıdaki bağlantıya gidebilirsiniz: www.yogameditation.com/articles/issues_of_bindu/bindu_12/mapping_the_brains_activity_after_kriya_yoga)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yoga çalışmasının sonunda kavuştuğumuz bu frekans noktasından günlük hayata başlayıca uzaklaşıyoruz. Günlük hayata ne kadar hızlı dalarsak, o kadar çabuk hem de. Eğer ki siz de benim gibi yoga kafasında biraz daha uzun süre takılmak isiyorsanız, işte hocalarımdan duyduğum ve kendi tecrübelerimle perçinlediğim bir takım yollarım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Kişi yoga kafasında salınırken, beynin düşünerek faaliyet gösteren bölümleri dinlenmeye çekildikleri için, beyni analitik düşünceye sürükleyecek etkinlikleri olabildiğince geciktiriyorum. Hesap kitap yapmak da, önümdeki günün programını yapmak da analitik zihnimin çalışmasını gerektiriyor mesela. Ağır bir kitap okumak da öyle. Dolayısıyla kafamı zorlayıp da, analitik zekamı uyandıracak şeyleri ağırdan alıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Konuşmak ve sosyal hayata dalmak beni yoga halinden derhal çıkarıyor. Jet hızı ile yoga kafanızı açmak için &amp;nbsp;hemen konuşmaya başlayabilirsiniz. Nabız sessiz kaldığımız sürece yavaş atıyor, ağzımızı açtığımız on kalp atışları hızlanıyor. Tayland'daki hocalarım yogadan sonra geçirilecek sessiz bir saatin faydalarını anlatmışlardı bana. Konuşmak da aynen analitik zeka gerektiren etkinlikler gibi beyni günlük hayat dalga boyutuna taşıyor. Dış uyarıcıların hepsinin böyle bir etkisi var aslında. Dolayısıyla konuşmak kadar olmasa da, emaillerimi okumak, yazmak, internete bakmak beni yoga kafasından günlük hayat kafasına şutlayan etkinlikler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Derin yoga kafasına girmek için yaptığım şeyler de var. Mesela sabah yogama başlayana kadar sessiz kalmak. Uyku dalgasından, yoga dalgasına geçmeye bayılıyorum. &amp;nbsp;Bunun için de uyku ile yoga arasına günlük hayat dalgasını sokmamam gerekiyor. Yataktan stüdyoya konuşmadan, dinlemeden, müziksiz, sessiz varabilmişsem, daha ilk nefeste yoga kafasındayım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Hatha Yoga metinleri bu hali sürdürmek için ayrıca yoga çalışmasından sonraki bir saat boyunca duyu ve iç organlarımızın sükunetini bozacak şeyler yapmamızı öneriyorlar. Yemek ve içeceklerden uzak durmak (su da dahil), duş almamak mesela.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Uykudan yoga kafasına, oradan günlük kafaya geçişleri ağır ağır yapınca bütün günüm yerli yerine oturmuş gibi geliyor. O günlerde duygusal veya hormonal iniş çıkışlarım gözle görünür bir biçimde azalıyor. (ki doğrudan beyin dalgaları ile bağlantılı bu iniş çıkılarımız). İnsanlara toleransım da artıyor, herkesi bir başka seviyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yoga kafası sürerken yapmayı sevdiğim şeyler: Sessiz sokaklarda veya doğada yürümek, bisiklete binmek, suya bakmak, kedilere bakmak, roman ya da şiir okumak, kulaklıktan müzik dinlemek, kalabalık bir ortama girip konuşmadan insanları seyretmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', serif;"&gt;Yoga hali gün içinde beynimin sahnesinden çekilse de diğer hallere kucak açan bir alan olarak arka planda kalıyor. O günlerde kendimi nur ile çevrilmiş gibi hissediyorum.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-846378873661084683?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/846378873661084683/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=846378873661084683' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/846378873661084683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/846378873661084683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2010/11/yoga-kafas-ve-onu-korumann-yollar.html' title='Yoga Kafası ve Onu Korumanın Yolları'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TOG8arRoWTI/AAAAAAAAAOI/QNx-xXvT_AM/s72-c/IMG_5577.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-609857800362219072</id><published>2010-11-14T15:48:00.000-08:00</published><updated>2010-11-14T15:48:51.772-08:00</updated><title type='text'>İKİNCİ BÖLÜM</title><content type='html'>&lt;!--StartFragment--&gt;  &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Farketmişsindir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Yazmaya &lt;/span&gt;b&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;ir süreliğine ara verdim. Bilerek, isteyerek aldığım bir karardan ötürü değil. İçimden öyle geldiği için.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Ben aslında -prensipte daha doğrusu- içten gelenleri çok ciddeye almam hayatımda. Aylaklığa bahane olarak görürüm hatta. Robert Svoda’nın bir sözü vardı: New age çağında herkes kalbinin götürdüğü yere gitmek istiyor ama acaba kaçımız kafamızın gürültüsünün ardında&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;sahici yürek sesimizi duyabiliyoruz? Ben de katılıyorum kendisine. Duyguların egemenliğinde çalışan kafamızın isteklerini, arzularını içimizden gelen ses zannetmek mümkün. İşte bu yüzden içimden gelen, gelmeyen mesajları pek de kaale almadan, bana iyi geldiğini bildiğim şeyleri yapmaya yönlendiririm kendimi ben normalde. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;İçimden bir kafeye gidip miskinlik etmek gelse de kısaca bir sabah yogası yaparım mesela. Sonrasında pişmanlık duyduğumu hiç hatırlamıyorum. Yazı da öyle. İlham gelmese de her gün oturup ıvır zıvır da olsa bir iki satır bir şey yazarım. Bilirim ki tıpkı yoganın ilk bir kaç nefesi gibi yazının da ilk bir satırından sonra açılacak kanallar. Ki öyle de olur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Ve fakat...bu sefer başka bir içimden gelme haline girdim. Belki de kafamın değil, sahiden de yüreğimin sesi idi duyduğum. ‘’Yazma’’ dedi çünkü. Yazamıyorum filan değil, ‘’yazma’’! Hayırdır inşallah! Ben de uydum bu sese. Ta ki bugüne kadar, günlüğüm dışında mektup bile yazmadım. Böyle bir kış uykusuna yatmam gerekiyormuş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Şimdi uzun sessizliği bozarken, kendimi bir başka hissediyorum. 2007 yılından beri düzenli olarak blog yazıyorum. Yoga, yolculuk, yaşam üzerine düşüncelerimi, yorum &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ve tecrübelerimi aktardığım bu yazılar yıllar içinde tanıdığım, tanımadığım sizlerle yaptığım sohbetlere dönüştü. Blogu takip edenler, yorum yazanlar sayesinde çok değerli yeni dostlar edindim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Kış uykumun sonunda, yani şimdi, yazılarımın ikinci bölümüne başlıyorum. Ne değişti diyeceksiniz..Yüreğim tarafından öngörülen sessizliğimde bir arpa boyu büyüdüm, bir nebze dönüştüm. Orasını hissediyorum. Yazmaya yeniden hazırım. Onu da biliyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Ama derinlerde, yürekte ne değişti, onu daha bilmiyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;Hep beraber keşfedeceğiz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;İkinci bölüme hoşgeldiniz! &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TOB1O0gGTLI/AAAAAAAAAOE/iBVlfHFCs5g/s1600/DSCN0832.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TOB1O0gGTLI/AAAAAAAAAOE/iBVlfHFCs5g/s320/DSCN0832.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Foto: Zeyno Erdost&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;!--EndFragment--&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-609857800362219072?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/609857800362219072/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=609857800362219072' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/609857800362219072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/609857800362219072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2010/11/ikinci-bolum.html' title='İKİNCİ BÖLÜM'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TOB1O0gGTLI/AAAAAAAAAOE/iBVlfHFCs5g/s72-c/DSCN0832.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-8608756767367142226</id><published>2010-09-23T09:19:00.000-07:00</published><updated>2010-09-28T17:00:17.532-07:00</updated><title type='text'>Odanın Ortasında Koca Koca Filler</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Mutsuzluğu eskiden beri içime dert bir çocukluk arkadaşım var. Biz çocukken de mutsuzdu, hala da mutsuz. Kimilerine göre bebekken başına gelenler yüzünden, acemi ana-baba hasarı, kimilerine göre doğum travması...(ki&amp;nbsp; iki aylık bebekkenki fotoğraflarında bile huzursuz, huysuz, ekşi bir ifade yüzünde)&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Mutsuzluğu içime dert bu arkadaşım hayatındaki her adımı kitabına göre attı.&amp;nbsp; Etrafındakilerde hayret veya hayranlık uyandıracak sivri bir yanı olmadı. Liseyi bitirince, üniversite, oradan Amerika’da mastır derken ömrünün sonuna kadar ödemekle yükümlü olduğu borcu boynunda, hayata atıldı. Hafta içi günlerinin on saatini kendisini manen tatmin etmeyen bir meşgaleye adadı: İşi.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Uzun zamandır aynı adamla birlikteydi. Evlendi. Düğün sırasında&amp;nbsp;‘’damat çok iyi çocuk canım, bakmayın’’ ‘’bizim kıza iyi davranıyor’’ lafları kulaktan kulağa &amp;nbsp;gereğinden fazla fısıldandı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Anladık ki ailesi damadı benimsemekte zorlanıyor. Tez zamanda anlaşıldı ki ''bizim kız'' da damadı pek benimseyememiş meğerse!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Dünya evine gireli iki yıl olmamıştı ilk kriz patlak verdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Önce başladı: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’İletişim kuramıyoruz, kendimi anlatamıyorum, beni dinlemiyor, beni anlamıyor, beni merak etmiyor, benim istediğim hayat bu mudur, beni tutku ile sevecek başka bir adam dünyada var mıdır, var ise ona kaçsam kar mıdır, zarar mıdır?’’ derken çıkardı baklayı ağzından:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Ben başkasına aşık oldum! Kocam beni meğerse hiç tatmin etmiyormuş'’&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Aile kadınlarını sardı mı bir telaş?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;"Kızcağızım niye vardın bu adama öyle ise? Evlenirken belli değil miydi bütün bunlar? Dün tanışmadınız ya, sekiz senelik ‘’flört-söz-nişan maziniz var.’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Bizimki önce sus pus, gözler kıpkırmızı, derken fışkırıyor yaşlar...Bütün kadınlar bir ağızdan başlıyorlar bunun üstüne...&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;''Aman evladım, canım evladım, ne istiyorsan onu yap evladım, seni ne mutlu edecekse...''&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;''Bir adamın diğerinden farkı olmaz yavrum, koca dediğin bir ayrıntıdan ibarettir. Sen hayatın keyfini çıkarmaya bak.''&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;''Başkasına da varsan tutku biter kısa zamanda, evlilik bir yoldaşlık ilişkisidir.''&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Vs vs vs...&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Aile bilgelikleri bende dehşet uyandırıyor. &amp;nbsp;Korodan&amp;nbsp;fırsat bulduğum bir anda dalıveriyorum uzaktan:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Kocana anlatsan’’ diyorum ‘’bütün bu bize söylediklerini, içinde birikenleri, şüphelerini...?’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Dehşet sırası şimdi aile koromuzda.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;''Aman haa! Olur mu öyle şey. Başka bir adamdan hoşlandığı söylenir mi hiç kocaya? Görülmemiş şey. Alimallah bırakır gider.&amp;nbsp;Yok yok kesinlikle olmaz...Bırak bilmesin o bunları. Doğrucu Davut olmaya gerek yok.’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Pes etmeyeceğim daha...Çünkü koro haykırırken ağlamayı sürdüren bizim kızın gözlerinde ilk defa bir ilgi ışığı parladı ben konuşmaya başlayınca. Bizim kız bana güveniyor. Koroyu es geçip o ilgi ışığına konuştum ben de :&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Bir kere bu yeni adamla aranda bir şey geçmemiş. Kocana sadık kalmış mısın? Kalmışsın. Bu adam senin eşin, hayatta en samimi olabileceğin insanlardan biri. Senin duygusal olarak nerede durduğunu bilmek bir yandan onun hakkı. Öte yandan bu adam seni yaşam dostu olarak kabul ederken, zor zamanlarında sana destek olacağına söz vermiş kişi. Ona içinde bulunduğun durumu anlatıp yardımını istemekten daha tabii ne olabilir? Bu diğer adamda çekici bulduğun şeylere ihtiyacın varmış ki kapılmışsın. İletişim ve samimiyet ihtiyaçlarının&amp;nbsp; karşılanmadığını da bu vesile ile dile getirebilirsin. Kocan senin neye ihtiyacın olduğunu bilmeden nasıl verebilir ki onları sana?’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Baktım koro da susmuş beni dinliyor. Bizim kız,&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Anlamaz ki, ah o beni anlamaz ki’’ diye diye hafiften inlemeyi sürdürüyor ama ışık gözlerini ele geçirmiş bir kere.&amp;nbsp;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Herşeyim var benim mutlu olmak için. Ne hakkım var şimdi gidip de ona hayatımdan şikayet etmeye? Ne istediysem verdi bana bu adam.&amp;nbsp; (Burada benim sol kaşım benden izinsiz yükseliyor) İşim, param, evim, güvencem...herkesin hayal ettiği hayatı yaşıyorum. (sol kaşa bu defa izin veriyorum, kalksın) Size söylerim ben başkasına vuruldum diye? Neden başıma geldi bunlar benim?’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Böhöööööööö!&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Richard Freeman yogayı ‘’kavramlardan ve fantazilerden arınmış halimizi olduğu gibi görme özgürlüğü’’ diye tanımlar.&amp;nbsp; Çocukluk arkadaşımın canını yakan şey kendi mutsuzluğunu kabul edemeyişi. Bir kere kabul etse, belki kendi mutsuzluğunun sorumluluğunu ele alacak. Ama daha çok uzaktayız o noktadan. Beyaz orta sınıf fantazisinin mutlu olmak için yeterli olduğuna dair inancı kendi ruh halini olduğu gibi görmesini engelliyor.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Eskiden mutsuzluğuna bir neden bulması kolaydı. Param yok, işim yok, kocam yok, evim yok...Şimdi artık hepsi var maalesef. Bahanesi yok. Mutluluğa dair bildiği bütün formülleri tükettiği için ne yapacağını bilmiyor. Bundan sonra o pasif, hayat aktif duruma geçiyor. Hayat artık yarattığı ve sorumlu olduğu bir şey değil, başına gelenlerden ibaret. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Böhööööö!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Bizim kız yine kapandır ağlıyor ya, aile kadınları hemen sahnemi çalıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Dur dur, ağlama kızım. Bir sıkıntıdır geçer. Mutlu olursun yine...Evlilikte olur böyle şeyler. Ciddiye alma fazla.’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Kız kendini keşfediyor. Bir susun ya! Belki tam da şimdi, doğum travması mutsuzluğunu yenecek bir adım atacak. Özgürlüğe giden ilk adım ayaklarımızda prangalarla yaşadığımızın farkına varmak değil mi?&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Ne fayda? Bizim kız susmadıkça, onlar da susmuyorlar.&amp;nbsp;Ailelerin çocuklarının özgürlüğünü ellerinden almaları katman katman bir süreç.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;*** &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Bu sahneden aylar sonra bir akşam ikimiz yemek yiyoruz. Bizim kız ile kocası bir daire almak üzereler. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Times, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Sanırsınız ki bütün dertler tarih oldu. Aile kadınları haklı çıktı. Bir buhranmış geçti. Oysa ben biliyorum haftanın hergünü işe gider gitmez arıyor öteki adamı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Kendimce çok mantıklı bulduğum soruyu soruyorum:&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Şimdi siz bu daireyi alıyorsunuz ya, boşanırsanız daire kimde kalacak onu belirlediniz mi?’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Aaa, vay ne negatifmişim! İlk evlerini satın alırken ayrılığı düşünmek olur muymuş?&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Hayret bir şey!&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Kızım sen değil misin her Allah’ın günü ayrılığı ciddi ciddi düşünen?’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Sus pus. Gözler kırmızıya dönüyor.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Konuştunuz mu kocanla hiç bu konuyu?''&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;"Hayır. Ne diyeceğimi bilmiyorum’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;‘’Şöyle demeye ne dersin? &lt;i&gt;Sevgili koca -ben neden bilmiyorum ama-&amp;nbsp; bu evlilik içinde çok mutsuzum. Bu konuda ne yapacağımı bilmediğim için çaresizim. Senin yardımına ihtiyacım var. &lt;/i&gt;’’&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TJt9sPTfKuI/AAAAAAAAANs/B2TNKG7IxHI/s1600/brass_choki_ganesha.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TJt9sPTfKuI/AAAAAAAAANs/B2TNKG7IxHI/s200/brass_choki_ganesha.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;BÖHÖÖÖÖÖÖÖÖ!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Hay Allah! Bizim kız mutsuz olduğu gerçeğinden kaçarak yaşamaya öyle alışmış ki yaldız katmanını bir tırnak darbesi ile kazımak yetti karmaşaya.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Bağırmak istiyorum ona:&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Ayıp olan mutsuzluk değil, mütemadiyen kendini ve kocanı kandırarak yaşadığın bu yalan ayıp.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Odanın ortasında koca bir fil, bunlar etrafında dolana dolana yaşamlarını sürdürüyorlar. Kalben bir bağ kuramıyoruz bari mortgage kağıtlarımız üzerindeki ortak ismimiz bizi bağlasın. Belki ileride bir de çocuk yaparız, biraz daha dolanırız birbirimize. Dışarıdan. Ama içeriye kimse dokunmasın.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Sonra şunu düşündüm: Diğerinin gölgesi bana bu kadar zahiri ise, benim gölgem de dostlar tarafından net bir şekilde gözlemleniyor olsa gerek. O yüzden diyorlar zaten yoga ancak diğerinin&amp;nbsp; varolduğu yerde başlar diye.&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Times;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: Verdana;"&gt;Bugün hocam Zhander Remete şehrimize geliyor. Önümüzdeki on gün boyunca kendi gölgelerimizi görebilelim diye öyle bir eğip bükecek ki... Kör noktamızda saklı koca filleri görmek kısmet olacak mı bir sonraki yazıda anlaşılacak bakalım!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Times, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Times, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; margin-bottom: 0in; mso-layout-grid-align: none; mso-pagination: none; text-autospace: none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-8608756767367142226?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/8608756767367142226/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=8608756767367142226' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/8608756767367142226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/8608756767367142226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2010/09/odann-ortasnda-koca-koca-filler.html' title='Odanın Ortasında Koca Koca Filler'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/TJt9sPTfKuI/AAAAAAAAANs/B2TNKG7IxHI/s72-c/brass_choki_ganesha.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-1780811122662827419</id><published>2009-12-07T09:10:00.000-08:00</published><updated>2009-12-07T09:51:38.193-08:00</updated><title type='text'>Arkası Yarın : YOLLAR ya da  Çocukluğa dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sx0806M_hQI/AAAAAAAAAHY/2XQdw4zCGEA/s1600-h/Childhood+002.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sx0806M_hQI/AAAAAAAAAHY/2XQdw4zCGEA/s200/Childhood+002.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412549206843819266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BÖLÜM 7&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;Yuvaya Dönüş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben kimim?” sorusu en eski çağlardan beri dinlerin, inanç sistemlerinin ve felsefi akımların merkezinde durmuştur. Kainatın daimi dönüşümünü (tekamül) bilen insanoğlu asırlardır akışa ayak uyduran ama onunla sürüklenip yokolmayan bir özün (ruhun) varlığına inanmıştır. Yoga ilmi de bu özü keşfetmek için izlediğimiz yollardan biri. Ünlü Yoga ustası Godfrey Devereux, Yoga da dahil olmak üzere bütün ruhani  çalışmaların bizi esas doğamızın hakikatine taşıyan yollar olduğunu söylüyor.   Devereux’ye göre, esas doğamıza kavuşmak, ancak şartlanmaların ve hayallerin ürünü bir varsayımdan ibaret olan kimliğimizin ötesini görmemizle mümkün olabilir”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Natanga Zhander de (Shandor Remete)  Yoga’yı benzer bir şekilde tanımlıyor: “Yoga aydınlanmaya giden yolu keşfetmeyi amaçlayan tinsel bir sistemdir. Nihai amaç özü (ruhu) öz olmayan her şeyden ayrıştırmaktır. Bu süreç hakikatı perdeleyen veya onu çarpıtan sabit hareket, duygu, düşünce kalıplarının terkedilmesi ile gerçekleşir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoga sadece çocukluk anılarını saklandıkları yerden çıkararak bizi çocukluğumuzla buluşturmuyor. Şartlanma kalıplarından sıyrılan insan özüne yaklaşırken önce çocukluğunda tanıdığı kendisiyle karşılaşıyor. “Esas sen hiç büyümemiş bir çocuktur aslında” diyor Don Miguel Ruiz.  Sorumluluklar, roller ve şartlanmalardan üremiş kimliğimiz kolayca kazınıp gidecek bir katman aslında. Katmanların ardından gün yüzüne çıkan özümüzü biz aslında çok eskiden beri tanıyoruz. Belki bu nedenle Yogaya yeni başlayan öğrencilerin pek çoğu derslerden yuvaya dönüş hissi ile ayrıldıklarını dile getiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bir yerde okudum. Zen Budistlerinin inancına göre gün gelip de varacağımız bir duraktan bakar dururmuşuz şimdiye. Kendi geleceğimizden bir ses konuşurmuş kulağımıza. Büyüklüğüme mektuplar yazardım çocukken. Mektuplar daha yeni yeni postadan çıkıyorlar. Ve ancak şimdi cevaplıyorum bana mektuplar yazan o çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu arada, gelecekten bir diğer ben, serinkanlı ve espirili içime su serpiyor darda kaldığımda. Zamanın lineer tek bir çizgi değil de çok boyutlu bir döngü olduğuna inanmamak elde mi Yoga yolundayken?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostum ve meslektaşım Yoga hocası David Cornwell bir kaç cümle ile Yoga’yı çok güzel anlatmış. Diyor ki, “...Yoga kişinin gerçek doğasında bütünlük olduğunun farkına vardığı, çaba harcamadan bu farkındalığın içinde çözüldüğü bir durum. Yogi dünyayı korkusuzca kucaklar. Herkes bir olduğu için hiçbir şeyi kişisel almaz. Bütünlük kişinin yerine geçer. Geriye kalan, utanç, suçluluk ve pişmanlıktan arınmış bir hayattır. Zevk ve acı hâlâ an içinde varolabilir ama ızdırap yok olur”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatmin edici bir Yoga seansının sonunda içime yayılan hissi düz yazıda anlatmak zor. Şair olsaymışım keşke...Hayranlık... Varoluşa ve evrenin yüceliğine karşı duyduğum. Merak... Bilinmeze karşı içimi yakan.  Keşif arzusu. Mükemmel düzende işleyen koca bir kâinatın vazgeçilmez bir parçası olduğumu bilmenin tatmini.  Ve huzurlu bir aidiyet hissi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerlerden hatırlıyorum ben bu hisleri ama...?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgaların yalayıp geri çekildikleri o yarı ıslak, yarı kuru sert kumlara oturmuşum kıyıda. Kafamdan geçenlerin, içinde sallandığım boşluk anını elimden alacakları yaşta değilim daha. Mavi renge bayılıyorum. Denizin, göklerin ve kova–küreğimin mavisi kalbimin hızlı hızlı çarpmasına neden oluyor. Annem yaklaşıp önce beni koca bir havluya sarıyor, sonra kollarını bana sarıyor, ağzıma bir kremalı bisküvi atıyor. Bisküvinin tatlısı dudaklarımdaki deniz tuzu ile karışıyor, ben annemin kucağına karışıyorum. Huzurlu bir aidiyet... Mükemmel düzende işleyen koca bir kainatın bir parçası olduğumu bilmenin tatmini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir bilme hali ki, akılla anlamaktan, zihinle kavramaktan bambaşka... Mutasavvıfların diliyle söyleyecek olursak, gönül gözünden görmek! Ne bir eksik, ne bir fazla, tastamam. BİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarımın altında çağlayan ırmakla,&lt;br /&gt;geçerken selamladığı ağacın,&lt;br /&gt;ağaçla dallarının arasına hüzün fısıldayan ney sesinin,&lt;br /&gt;müziği öte diyarlara taşıyan rüzgârla,&lt;br /&gt;onun üfürüp de titrettiği suyun,&lt;br /&gt;yaşamı sana sunan su ile senin,&lt;br /&gt;sevdiğim sen ile benim&lt;br /&gt;hep BİR olduğumuzu&lt;br /&gt;görür gönlümün gözü!&lt;br /&gt;Bir, bütün, tastamam... yani Yoga!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;BİTTİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sx1ACAAVvoI/AAAAAAAAAII/_YjIdo4yZHU/s1600-h/Childhood+010.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sx1ACAAVvoI/AAAAAAAAAII/_YjIdo4yZHU/s200/Childhood+010.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412552730274545282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-1780811122662827419?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/1780811122662827419/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=1780811122662827419' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/1780811122662827419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/1780811122662827419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkas-yarn-yoga-ve-cocukluk.html' title='Arkası Yarın : YOLLAR ya da  Çocukluğa dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sx0806M_hQI/AAAAAAAAAHY/2XQdw4zCGEA/s72-c/Childhood+002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-4980101958642018425</id><published>2009-12-06T11:41:00.001-08:00</published><updated>2009-12-06T11:56:45.863-08:00</updated><title type='text'>ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxwK6bKg_xI/AAAAAAAAAHI/DScflpoWSn4/s1600-h/BLOG+6.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxwK6bKg_xI/AAAAAAAAAHI/DScflpoWSn4/s200/BLOG+6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412212851033046802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BÖLÜM 6&lt;br /&gt;Parinama–Dönüşüm&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kişinin kendisiyle kurduğu samimiyet onu ayrı yönlere götürebilir. Bunlardan birinde kendi yaşamını kendi kuralları ve kararları ile kısıtladığını farkeden öğrenci bu durumu kabul eder ve kısıtlamalardan kendini kurtaramak için atılacak adımlara hazır olmadığı gerçeği ile hayatına devam eder. Diğer bir yöne giden öğrenci daha radikal kararlar alarak kendini kısıtlayan faktörleri hayatından çıkarmaya başlar. Hangi yöne gidilirse gidilsin, kısıtlamaların farkedilmesi ile parinama (dönüşüm) süreci başlamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parinama, kısıtlı bir şekilde işlev gösteren bedensel ve zihinsel potansiyelin serbest kalması, tam kapasite çalışmaya başlaması sürecidir. Yoga çalışması derinleştikçe bedensel ve zihinsel kapasitenin esnek sınırları belirginleşir, kalıpların yarattığı kısıtlamalardan sıyrılmak kolaylaşır. Bazı kalıpların hayatımızı nasıl kısıtladığını görmek kolaydır. Diğerleri ise ince ayrıntılara saklanmış olabilir. İyi bir Yoga ustası, öğrencisinin bedeni ile kurduğu ilişkiye bakarak ondaki psikolojik ve düşünsel şartlanmaları görebilir. Bu noktada ustaya düşen, hareket becerisini kısıtlayan –bedensel, zihinsel ve tepkisel– kalıpları işaret etmek ve onlara yargısız bir gözle, kınamadan, savaşmadan bakmayı önermektir. Öğrenci kendini kısıtlayan kalıplara dışarıdan bakmayı öğrendikten sonra  çocukluğundan beri vermeye alıştığı o şartlı tepki geldiğinde hareketsiz kalmayı başarabilirse, şartlanma geriye doğru bir adım atarak zayıflar. Bu yol Yoga felsefesinde  pratiprasava olarak adlandırılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlam bir zeminde rahatça oturan bedende belli bir süre boyunca sabit kalmayı araştıran meditasyon biçimleri pratiprasava’nın serpilebileceği bir alan yarattıklarından kişiye acı veren zaaf (kleşa) ve zihinsel dalgalanmaların (klişta vritti) azaltılıp, yok edilmesinde etkili rol oynayabilir.  Patanjali Yoga çalışmasının kişisel zaafları ve şartlanmaları büyük ölçüde zayıflatabildiğini yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pratiprasava’nın alıştırması bedensel alışkanlıkların gözlendiği Yoga dersinde de yapılır. Örneğin öğrenci zorlandığı bir pozda öfkelenip bir suçlu aramaya girişirse, bu onun zorlu durumlarda karşısına çıkan duygusal/davranışsal kalıbını gözler önüne serer. Gözler pozun gerektirdiği drişti noktasında kopup çevreye bakmaya başlar, nefes doğal ritmini yitirir, alt çene ve iki kaşın arası kasılır, sağlam ve rahat durması gereken beden titrek ve ajite bir görünüm alır. Suçlu herhangi birisi olabilir: Hoca veya Yoga’ya gitmesi için ısrar eden sevgili veya aynı harekete zerafet içinde giren diğer öğrenci ya da kişinin kendisi.  Öfkeyi üreten “zorlanıyorum, o halde bir suçlu olmalı” şartlanması, “zorlanıyorsun, ama bakalım alıştığın tepkiyi vermezsen o zorlanma nasıl bir hisse dönüşecek” sorusu ve sakin bir bekleyiş ile çözülmeye başlayabilir. Bu soruyu başlangıç aşamasında soran kişi dışarıdaki hocadır (açarya). İleriki aşamalarda içerideki hoca (işvara pranidhana) doğru soruları sorarak çalışmayı sürdürür. Bu aşamaya gelindiğinde artık dışarıdaki hocaya ihtiyaç kalmamıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizi dikkatle gözlemlediğimizde, Yoga matı üzerinde verdiğimiz bedensel, duygusal ve zihinsel tepkilerin  günlük hayatta karşımıza çıkan insan ve durumlara verdiğimiz tepkilerle birebir eş olduğunu keşfedebiliriz. Özellikle de zorlandığımız durumlarda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir saat hareketsiz meditasyona oturmak ilk yıllarda benim için çok zordu. Ne yapacağımı bilmiyordum bir kere. “Nefesini izle” diyorlardı, nefes nasıl izlenir aklım almıyordu. Ve dizlerim acıyordu, kalçalarıma kramplar giriyor, uyuşmuş bacaklarım onları uzatmam için kimi zaman yalvarıyor kimi zaman küfrediyordu. Benim kafamda tek bir plak çalıyordu durmadan, tekrar tekrar: “Yanlış yapıyorsun. Bir şeyleri yanlış yapıyorsun, doğrusunu yapmayı bilmiyorsun ve bunu hocaya belli etmemen gerek, çünkü o zaman seni beğenmez ve seni beğenmesi gerek, onları hayal kırıklığına uğratamazsın, sevdiklerinin seni takdir edeceği biçimde davranman gerek yoksa üzülürler, onları hayal kırıklığına uğratmaman gerek, çünkü üzülürlerse seni sevmezler. O yüzden yanlış da yapıyor olsan bunu belli etmemen gerek ve aslında yanlış yapmaman gerek ve yanlış yapıyorsun....” Ve hop sar baştan... Bir saat boyunca bir daha bir daha bir daha! Ama zaten o kadar tanıdıkdı ki bu plak yadırgamıyorum. Çocukluğumdan beri hayatımın fon müziği olarak dönüp durmuş... Matematik derslerinde, kalbim kırıldığında, arabayı park edemediğimde, kafamın dikine gidip annemin istemediği bir şey yaptığımda, bir dostum bana asık suratla baktığında, sevmediğim bir tabak yemeği redetmek zorunda kaldığımda, meditasyona oturduğumda, sıra sevmediğim bir Yoga pozuna geldiğinde, kısacası sıkıldığım ve zorlandığım her anda hep aynı plak, sar baştan! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ilk kez plağı serinkanlı bir kulakla dinliyorum. Ve ilginçtir dalga geçmeye başlıyorum. Yanlış yapıyorum ha?. Sahiden mi? Kime göre yanlış? Hop, plak atlıyor...Ne oldu? Yanlış yaparsam beni sevmezler öyle mi? Acaba? Hop bir daha atlıyor...Her gün değil tabii... Çoğunlukla atlamadan devam ediyor. Kalıpları kırmak kolay iş değil. Bir ömür sürmüş inşaası, bir haftada yok olacak değiller ya...Olsun! Artık tatlı tatlı dalgamı geçebiliyorum. Kendimde çok da ciddiye alınacak bir taraf yokmuş. Zen Budistlerine göre aydınlanmanın ölçütlerinden biri kişinin kendi kendine espri ile yaklaşabilmesi ve hayatı bir oyun olarak görebilmesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON Bölüm YARIN AKŞAM EVİNİZDE!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-4980101958642018425?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/4980101958642018425/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=4980101958642018425' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4980101958642018425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4980101958642018425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkasi-yarin-yollar-ya-da-cocukluga_06.html' title='ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxwK6bKg_xI/AAAAAAAAAHI/DScflpoWSn4/s72-c/BLOG+6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-6605427963817929768</id><published>2009-12-05T10:23:00.000-08:00</published><updated>2009-12-05T10:28:20.068-08:00</updated><title type='text'>ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sxql85yMRUI/AAAAAAAAAHA/CYNzvbMhnMQ/s1600-h/flying+fish.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 174px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sxql85yMRUI/AAAAAAAAAHA/CYNzvbMhnMQ/s200/flying+fish.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411820367961146690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BÖLÜM 5&lt;br /&gt;“Denedim. Yoga bana iyi gelmedi” &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkularımızla yaşama o kadar alışıyoruz ki, bedenin merkezinde fokurdayıp duran endişe kabarcıkları gün içinde sık sık bilinç yüzeyine çıktıkları halde canımızı yakmadan patlayıp gidiyorlar. Belki bir sigara yakıyoruz o zaman...Ya da uzaktan kumandaya el atıyoruz. Buzdolabının kapağını açıyor da olabiliriz. Hayatımızın büyük kısmı bilinç yüzeyine sızan endişe akışından kaçınmanın yollarını araştırarak geçiyor.  Yoga sırasındaki kişisel gözlem, zihnin hangi durumda hangi maskeyi taktığı ve merkezin derinliklerindeki endişe ile yüzleşmemek için ne tip oyunlara başvurduğunu izleme fırsatını bize sunar.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağımızın Yoga ustalarından Richard Freeman ünlü eseri Yoga Matrix’te Yoga çalışmamızın hayatımızın mikro düzlemde bir yansıması olduğundan söz eder. Yoga matı üzerinde hareket ederken kaçındığımız pozlar ile bağımlısı olduğumuz pozlar hayattaki kaçınma/bağlanma kalıplarımıza ayna tutar. İnsanlarla, yemekle, işimizle, para ve toplumla kurduğumuz ilişkiler ve hatta siyasi ve felsefi bakış açımız ile estetik zevklerimiz bile hep bu kaçınma/bağlanma kalıbının etkisinde şekillenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoga pozları ve nefes çalışması bedenin merkezinde saklı gizemleri bilincin beyaz perdesine yansıttığından, izlerken tüm varoluşumuzu şekillendiren bu ana kalıbı keşfedebiliriz. Bu yüzden iyi bir Yoga dersi bizi derhal ahamkara’nın yapısı ve zihnin derinliklerinin işleyiş prensipleri, korkularımız ve çocukluğumuzla yüzleşmeye götürür. Bu durum, ahamkara’nın kişi üzerindeki egemenliğini teslim etmesini gerektirdiğinden, ego merkezli hareket etmeye alışmış kişide Yogaya karşı bir direnç oluşturabilir. Yaygın kanının aksine her Yoga dersinin sonunda kendimiz huzurlu hissetmeyiz. Kimi seanslarda, su yüzüne çıkan bastırılmış duygular mide bulantısı, ağlama hissi, öfke patlaması, ateş basması, bunalma ya da Yoga ateşi gibi hallere yol açabilir. Çoğunlukla ilk tepki kaçıp gitme isteğidir. İlk bir kaç dersten sonra ortadan kaybolma sendromu Yoga hocaları tarafından gayet iyi bilinir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tipik tepki ahamkara’nın Yoga’ya ve ruh’a (atman–öz) duyduğu güvensizlikten kaynaklanır.  Yoga felsefesine göre her insan, kişisel geçmişinin, öfke ve kederlerinin, başarı ve hayal kırıklıklarının, düşünce ve inanç katmanlarının altında, derinlerde bir ruha (öz) sahip olduğu bilgisiyle doğar. Yoga, insanı kısıtlı (nefsi) varoluşundan (ruhsal) özgürlüğe taşımayı hedefler (mokşa). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi Yoga metinlerinde hrdayam (gönül) olarak da geçen yürek sesini duymaya başlayan öğrenci, o güne kadar sorgulamadan kabullendiği duygusal tepki, düşünce ve inanç kalıplarınının hayatına getirdiği kısıtlamaları fark edebilir.  Bir sonraki adımda, alışkanlık bazlı tepkiyi vermeden önce durup tepkinin ardında yatan esas motivasyonu anlama çabası gelir. Tepki bir takım şartlanmaların sonucunda mı oluşmaktadır? Kaynağında endişe ve korku mu yatmaktadır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanı kendisiyle çok samimi bir noktaya çeken bu sorgulama başlangıçta beni epey zorladı. O güne kadar haklı bulduğum duygusal tepkilerimin özünde çocukluğumdan kalma korku ve ihtiyaçlarımın yattığını görmek önce beni korkuttu. Yepyeni bir “ben” keşfediyordum. Yüreğimin sesi egonun kalıplarının ardından her geçen ders biraz daha net duyulmaya başlıyordu. Özgür iradem doğrultusunda yaptım sandığım mesleki, medeni, hayati seçimlerimin birilerini memnun etme ve/veya sevdiklerim tarafından kabul edilme ihtiyacı e/veya yalnız kalacağım korkusu ile verilmiş kararlar olduğunu keşfettim.  Kendi hayatımı kendi kararlarım ile nasıl da kısıtlamışım!  Peki ben şimdi ne yapacağım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkası yarın, bizden ayrılmayın&lt;br /&gt;önceki bölümler blogun arka odalarında saklı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-6605427963817929768?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/6605427963817929768/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=6605427963817929768' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/6605427963817929768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/6605427963817929768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkasi-yarin-yollar-ya-da-cocukluga_05.html' title='ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sxql85yMRUI/AAAAAAAAAHA/CYNzvbMhnMQ/s72-c/flying+fish.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-4072415495328056684</id><published>2009-12-04T10:59:00.000-08:00</published><updated>2009-12-04T11:16:45.714-08:00</updated><title type='text'>ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sxlc8Pz8G6I/AAAAAAAAAG4/zX4uNB16CYc/s1600-h/056.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sxlc8Pz8G6I/AAAAAAAAAG4/zX4uNB16CYc/s200/056.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411458617368648610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BÖLÜM 4&lt;br /&gt;AHAM KARA MI?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yoganın derinliğine indikçe durmaksızın ve her an değişen bir evrende yaşadığımız gerçeği kaçınılmaz bir biçimde bilinç yüzeyine çıkıyor. Kainatın tamamı, mikro organizmasından galaksilere kadar daima hareket halinde. Bütün hareketler –hareketsizliğin kendisi dahil–  dikkatle izlenince görüldüğü üzere titreşimden ibaret. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp atışı bir titreşim, damarlarda akan kan ve nefesle benliğe dolan can da (prana) bir titreşim. Ses dalgaları, ışık ve katı maddeler de özüne inildiği takdirde titreşim. Dolayısıyla bütün varoluş bir titreşim akışı. Bu akışı görmezden gelme, yokmuş gibi davranma, değişime direnme hali Yoga felsefesinde avidya olarak tanımlanıyor. Avidya’nın sözlük anlamı gerçeği görememek, farkında olmamak, bilmemek veya cehalet. Patanjali’nin belirttiği üzere avidya bütün ızdırapların esas nedenidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hareketsiz oturduğumuz bir saatin sonunda fark ettim ki ben de epi topu bir titreşimiden ibaretim ve her bir an içinde sonsuz defa suya düşmüş mürekkep damlası gibi usul usul boşluğa çözünüyorum. İçimde katı veya sabit bir şey yok, çünkü akışkan bir dalgayım. Bu bakımdan aslında ben sandığım yerde sabit bir şey yok.  Ama ben sandığım yer boş da değil çünkü hızlı bir frekansta titreşen dalgalar geçiyor oradan. Öyleyse bir dalgayım. Hayır bir dalga da değil, dalgalar geçidiyim. Okyanusu oluşturan dalgalar. O halde okyanusun kendisiyim. (“Damlanın denize karıştığını herkes bilir, ama pek az kişi farkındadır denizin damlaya karıştığının” der Kabir. ) Oturduğum yerden geçip geçip gidiyorum. Geçiyorum, okyanusa karışan bir damlayım, çözünüp bütüne karışıyorum... Yani acaba ben ölüyor muyum? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşüncenin zihnime düşmesiyle bir saatlik sükûnetimden aşağı yuvarlanmam bir oldu. “Abhineveşa” diye açıkladı hocam daha sonra. Hayata sarılma güdüsü. En bilge kişide bile varolan kleşa (zaaf). Varoluşun devamlı akan farklı frekanstaki dalgalardan ibaret olduğu gerçeği ile karşılaşan (saniyenin binde biri bir sürede belki) zihin önce paniğe kapılıyor. Kendi yatağınızda uykuya dalıp gözlerinizi tanımadığınız bir odada açmışsınız gibi bir his. Korkuyor tabii insan. “Aslında insanın tamamı değil korkan” diye yanıtlıyor  hocam. “Paniğe kapılan üst benlikle  karşılaşan ahamkara’nın kendisi. Ahamkara hükmünü yitireceği yabancı diyarlardan haz etmez. O yüzden seni oradan aşağıya, bildiğin gerçekliğe çekmek için devreye girer. Kendi kendini rüyadan uyandırdığında olduğu gibi . ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pardon hocam, anlamadım. Neyim kara dediniz? Ahamkara? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahamkara, Yoga’nın temelini oluşturan Samkya felsefesinde zihnin (citta) üç bölümünden birisi olarak tanımlanıyor. Zihin, manas (içgüdüler) , ahamkara (ego/nefs) ve buddhi (zeka) bölümlerinden oluşuyor. Ahamkara’nın  sözlük anlamı “ben yapıcı”. Tam karşılığı sayılmasa da, prensipte ego ya da nefs olarak düşünebiliriz. &lt;br /&gt;Ahamkara, bir “ben” tanımlayıp o “ben”i muhafaza etme çabası içine daha biz iki buçuk yaşımızdayken giriyor. İki buçuk yaşından önce çocukta “ben”, “benim” gibi kavramlar olmadığı gibi (ve tam da bu nedenle) ben ve öteki ayrımı da yok. Çocukta “ben” duygusu şartlı tepkiler ve kalıplaşmış davranış biçimleri ile beliriyor. Başlarda kalıplar yumuşak ve değişime açık Yıllar içinde ahamkara güçleniyor ve kişi “ben” tanımına daha sıkı sarılmaya başlıyor. Alışkanlıktan verilen tepkiler, gerçekliği sorgulanmamış inançlar ve kökeni araştırılmamış duygular insanı yönetmeye başlıyor. Kendini ahamkara ile bir tutan insan diğerlerinden ve evrenin bütününden ayrı bir varlık olduğu yanılgısıyla yaşamını sürdürebiliyor. Yoga’da avidya, yani hakikat körlüğü olarak geçen ahamkara ile özdeşleşme hali, tatminsizlikden kısıtlanmışlık hissine, depresyondan kedere kadar bütün ızdırapların kaynağı olarak görülüyor. Mutluluğun iç dünyada değil, dışarıda bir yerde bulunacağı inancı da avidya’nın bir parçası. (Kapitalist sistemin körüklemesi ile günlük hayatlarımızın parçası haline gelen ihtiyacın üstünde tüketme arzusu, madde ve insan bağımlılığı, –varoluşu ancak zevk veya acı anlarında hissedebilme duyarsızlığından kaynaklan– hiç bitmeyen duygusal, fiziksel ve duyumsal uyarılma ihtiyacı, mutluluğun içeride değil dışarıda bulunabileceği yanılsamasına günümüzden örnekler olarak düşünülebilir. ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahamkara’yı benliğimizin şartlanmalardan ibaret parçası olarak düşünebiliriz. Şartlanmalar ve kompleksler çocuğun yakın ilişki içinde bulunduğu insanlar (anne baba, kardeşler, akrabalar, arkadaşlar, öğretmenler gibi) ve farklı toplumsal kurumlar (medya, devlet, okul gibi) tarafından yaratılıyor. Çocuk kendinden daha güçlü gördüğü  birey ya da kurumun sevgisini, takdirini kazanmak ve onun tarafından kabul görmek (bütüne dahil edilme) güdüsü ile içinde yaşadığı ailenin ve kültürün egemen değelerini  içselleştirme sürecine giriyor. Bu değerler toplumsal yapıdan, okul disiplinine, arkadaşlık kurallarından ve annenin doğrularına kadar uzanan bir yelpaze olarak düşünülebilir. Çocuğun kendini görüş biçimi, yani ahamkara, kendinden güçlü kişi ve kurumların değerleri ve doğruları biçimleniyor.   &lt;br /&gt;Yani anladım ki, bu yaşıma kadar kendim sandığım, dahası müdafa ve muhafaza etmek için çılgınca çabaladığım “ben” varlığımın minik bir parçasıymış! Ahamkara’ymış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalıplarmış, alışkanlıklarmış... Beni ben yaptığını sandığım düşünce ve davranışlarımın arkasında aslında yıllar içinde katman katman biriktirdiğim korkularım,  güvensizliklerim, üzüntülerim, utançlarım, kendimi yetersiz sanmalarım, onaylanma ihtiyacım, sevgi ve arzulanma açlığım yatar durumuş! &lt;br /&gt;Katmanlar ben çok küçükken birikmeye başlamış. Farkettim ki bu şartlanma çekirdeği yıllar içinde duyulan endişe, stres ve korkularla güçlenmiş,  aynı kalıp arkadaşlık ve aşk ilişkilerinde farklı görünümlerle ortaya çıkıp yine çözülmeden, hatta katmerlenerek yoluna devam etmiş. Şimdi Yoga yardımı ile ilk kez ahamkara’nın hükmünden kurtulup “ben”i serbest bıraktığımdan içimde birikmiş duygular, anılar, kokular ve tatlar sıkıştıkları katmanların arasından dökülüyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşuna değilmiş yani her dersin sonunda yaşlarımın yanaklarımdan sicim sicim inmesi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, son zamanlarda dersin bitiminde meditasyon yaparken ağlamaya başlamıştım. Gerçi o halimi ağlamak olarak algılamak doğru olur mu bilmiyorum. Canım yanmıyor, kalbim sıkışmıyor, sadece anılar canlanıyor ve gözlerimden yaşlar akıyor. “Sakın ola, o yaşlara bir hikaye uydurmaya çalışma” dedi hocam. Ağlaman meditasyonun sonucu bir duygu boşalması. Başka da anlamları yok.  Ama zihin seni mazlum kişi olarak baş role koyacağı bir hikaye uydurmak isteyecektir hemen. Oyununa gelme. Gönül gözün daha büyük bir gerçekliğe açılıyor sadece. O kadar”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben geliyorum oyuna. Kendime acıyorum. Bana acı vermiş insanlara kızıyorum. Bana acı verenin kendim değil, diğer insanlar olduğuna inanıyorum. Günlerimi ağlayarak ya da hayatıma girmiş herkese ateş püskürerek geçiriyorum. Kızgınım. İçimdeki öfke kazanının kapağı açılmış, fokur fokur öfke taşıyor. Yılanın zehirini emip çıkarırcasına atıyorum içimde biriktirdiklerimi. Temizlik kolay iş değil. Farketmediğim halde hayatımın her anını belirleyen eski izleri keşfedip şaşırıyorum. Hep orada benimle yaşamış korkuları nasıl da unutmuşum? Aptal zannedileceğim diye korkardım çocukken. Hâlâ korkuyorum. Öyle korkuyorum ki merak ettiğim soruların yarısını gerisin geri yutuyorum. Kaybolunca yolumu bile soramıyorum. Alışmışım onunla yaşamaya.  Ruhumda üzüntü, endişe ve utanç yaratan durumların bu korkunun sonucu olduğunun farkında bile değilim. Aman, aptal sanmasınlar beni. Soruları sormasam da olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Okulda başarılı  olmam gerek. Annem utanmasın benden diye. Beni sevsin diye. Artık annemin benimle gurur duyduğunu bildiğim bir yaştayım. Çok okullar bitirdim. Hâlâ onu utandırmaktan ve sevgisini yitirmekten korkuyorum. Başarısızlıklarımı saklıyorum. Asanalardan birini yapamıyorsam, önümdeki öğrencinin arkasına gizleniyorum. Hoca beni görmesin diye. Hep başarılymışım gibi hareket etmem gerek. Başarısızlıktan korkuyorum. Korkuyormuşum yani. Unutup gitmişim ama o orada durup tepkilerimi şekillendirmeyi sürdürmüş. Bağlantıyı kurmak aklıma gelmemiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkularım aptallık ve başarısızlıkla sınırlı değil. Derinlere indikçe görüyorum ki vaktinden önce ergenliğe erişmiş kız çocuklarına özgü, kadınlığa dair duyduğum utancı da hâlâ içimde taşıyorum. Gençliğim boyunca bedenimle yakınlaşmama engel rahatsızlık sekiz yaşımdan kalma. “Bu kızın boyu neden bu kadar uzun? Kızım daha ne kadar uzayacaksın, dur artık” (Sanki elimdeydi! Allah’ım ne olur benı kısa boylu bir insana dönüştür!) Beni on bir yaşındayken sütyen takmaya mecbur ettiler diye göğüslerimden hâlâ utanıyorum!  Hâlâ tahta göğüslü kadınlara imreniyorum. Büyüdüm, ufak tefek bir kadına dönüştüm, hâlâ birilerinin gözüne “iri” görüneceğim diye içimi kemiren bir fare yaşıyor bende.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra şımarıklık ve edepsizlik etmekten korkuyordum. Ya bu yaptığım şımarıklıksa? İnsanları hayal kırıklığına uğratmaktan çekiniyorum. Sadece sevdiklerimi değil, bindiğim otobüsün şoföründen kuaförüme kadar herkesin beklentilerini yerine getirmeliyim. Benden bir şey beklemeyenlerin bile! Yanlış yapmaktan ödüm kopuyor! Eskiden ve şimdi. Hocalarım, dostlarım, aşklarım ve ailem beni beğenmeyecek, sevgilerini esirgeyecekler diye endişeleniyorum. O zamanlar televizyon yıldızlarına duyduğum delice hayranlıktan utanırdım, şimdi aynı his tutkuyla bağlandığım herşeye yansıyor. Ateşli tutkularımla dalga geçecekler diye onlardan söz etmekten kaçınıyorum. Ateşli tutkularıma ayıp ediyorum. Tencerenin kapağını bir türlü açıp içimdeki ateşi serbest bırakamıyorum.  Çünkü accayip bir çocuk olmak istemiyorum, ama nasıl accayip olunmaz onu da bilmiyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yıllarca saman altından su yürütmüş kalıplar  tek tek bilinç yüzeyine çıkıyorlar...Çocukluğumda oluşmuş şartlanma çekirdeğinin etrafı yıllar içinde duyulan endişe, stres ve korkularla katmerlenmiş, tekrarlarla güçlenmiş.  Bir süre sonra aynı kalıpların ve korkuların ilk gençlik yıllarında kurduğum arkadaşlık ve aşk ilişkilerindeki ortaya çıkış biçimlerini görmeye başladım. Ve derken hemen o anda, o günkü ilişkilerimde o kalıpların damgasını tanımaya başladım. Gün be gün korkularımın etrafında kemikleşen düşünce, duygu ve davranışlarımın beni nasıl da kısıtılı bir yaşama mahkum ettiklerini kavrar oldum. Özgürlük anlamını taşıyan mokşa kavramı kafamda netleşmeye başladı.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh, peki sonra ne oldu?&lt;br /&gt;Sabreden derviş...yarına ermiş.&lt;br /&gt;Ha öncesi mi? Biraz aşağıya kayınız, önceki bölümlere varınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-4072415495328056684?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/4072415495328056684/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=4072415495328056684' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4072415495328056684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4072415495328056684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkasi-yarin-yollar-ya-da-cocukluga_04.html' title='ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/Sxlc8Pz8G6I/AAAAAAAAAG4/zX4uNB16CYc/s72-c/056.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-5834922788192948678</id><published>2009-12-03T09:08:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T09:09:59.208-08:00</updated><title type='text'>ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>&lt;strong&gt;BÖLÜM 3&lt;br /&gt;Yoga’nın Sekiz Ayağı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anılar yağmayı sürdürdü. Ben dikkatimi derslere yönlendirdim. Madem Yoga varoluşa doğru bir keşif süreci idi, ben de ben sandığım yüzey katmanlarımın ardında ne var, ne yok, açıp bir baksam iyi olacaktı. Kısa zamanda anladım ki beden hareketleri olan asana’lar Yoganın önemli, fakat ufak bir parçasıydılar. Patanjali’nin Yoga-sutra’sındaki 195 özdeyişin sadece iki tanesinde asana’dan bahsedildiğini duyunca hayretimi gizleyemedim. Ünlü Yoga ustası Richard Freeman “Yoga’yı beden hareketlerine indirgeyenlerin kulağında küpe olsun bu oran” sözleriyle hayretimi hafifletti. &lt;br /&gt;Patanjali Yoga’yı bizi hayatın içinde taşıyan sekiz ayaklı bir araç olarak tarif ediyor:&lt;br /&gt;(1) Diğerleri ve kendimizle kurduğumuz ilişkiler (yama), &lt;br /&gt;(2) Hayatımıza getirdiğimiz düzen (niyama), &lt;br /&gt;(3) beden hareketleri (asana), &lt;br /&gt;(4) nefes çalışmaları (pranayama), &lt;br /&gt;(5) duyu organlarından soyutlanma (pratyahara),&lt;br /&gt;(6) zihni tek bir nesneye odaklanma (dharana), &lt;br /&gt;(7) zihin ve nesnenin bütünleşmesi (dhyana) ve&lt;br /&gt;(8) özle (ruhla) bütünleşme (samadhi) &lt;br /&gt;Nefes, beden hareketleri ve meditasyon bu sekiz ayaklı disiplinin parçaları. Kişinin kendini gözlemlemesi, duygu ve düşünce kalıplarına dışarıdan bakabilmesi, değişime açık, bilinmeyenden korkmadan yaşamayı denemesi de öyle. Gerçek yüzümüzü görmek için temiz bir aynaya ihtiyacımız var. O yüzden ilk iş temizlik! Hem fiziksel, hem duygusal. Biriktirdiğimiz çöpleri, sırtımızda taşıdığımız yükleri boşaltmak gerek ki dönüşümün başlayacağı, yeni yaşamların yeşereceği alanlar açılsın.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARKASI YARIN GELİYOR...&lt;br /&gt;ÖNCESİ?&lt;br /&gt;AŞAĞIYA BAKIN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-5834922788192948678?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/5834922788192948678/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=5834922788192948678' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/5834922788192948678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/5834922788192948678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkasi-yarin-yollar-ya-da-cocukluga_03.html' title='ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-2628336242301838284</id><published>2009-12-02T06:47:00.000-08:00</published><updated>2010-05-23T08:32:37.630-07:00</updated><title type='text'>ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>Foto: Aisha Harley&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxZ-__mFAFI/AAAAAAAAAGw/eyA1kFT0Hgo/s1600-h/aya+sofya.bmp"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxZ-__mFAFI/AAAAAAAAAGw/eyA1kFT0Hgo/s200/aya+sofya.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410651640200233042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜM 2&lt;br /&gt;Patanjali’nin Yoga–sutra’sı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 2000 yıl önce Hindistan’da yaşadığı tahmin edilen Patanjali’nin Yoga–sutra’sı Yoga ilmi üzerine bulabileceğimiz ilk yazılı metinlerden biri. Ancak Yoga ilminin kökleri Patanjali’den çok önceye, İÖ 1200 civarında yayıldığı tahmin edilen Veda’lara dayanıyor. Veda’lar yazılı olarak değil, ilahiler halinde söylenerek bir kuşaktan diğerine aktarılan kutsal bilgi kaynakları. Vedik felsefenin bugünkü Yoga ve Ayurveda felsefesi ile Budist felsefenin kaynağı olduğu kabul ediliyor. Sonraki yüzyıllarda yaşayan ve Patanjali’nin de aralarında bulunduğu Yoga alimleri, Veda’larda aktarılan kutsal bilgiyi yaygın ve anlaşılır kılmak amacıyla günümüzde halen kullanılmakta olan klasik metinlerini yazmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoga’ya dair ilk “kullanma talimatı” sayılan Patanjali’nin Yoga–sutra’sı, dört bölümden oluşuyor. Benim öncelikle okumam önerilen üçüncü bölüm, Vibhuti Pada,  Yoga’nın kişiye kazandırdığı doğa üstü güçlerden ve bu güçlerin öğrenciyi Yoga’nın yolundan nasıl çıkarabileceği üzerine ayrıntılı örneklerden oluşuyor. Siddhi olarak bilinen bu büyülü güçler, büyüme ve aydınlanma yolunda engel olarak karşımıza çıkabilir. Evet, sıkı bir konsantrasyon ve bu bölümde adı geçen belli teknikler sonucunda psişik yeteneklerimizi geliştirebilir, gözlerimizin önünde patlayan mor mavi ışıklar görüp, ilahi sesler duyabilir, bedenimizden kopup bulutlarda gezebilir, zaman içinde yolculuklara çıkabilir (ah evet, evet!) ve hatta su ve ateş üzerinde bile yürüyebilirmişiz. 1960’ları Californialı bir hipi olarak yaşamış hocam Panço, LSD, mantar, kaktüs ve benzeri uyarıcıları kullanarak benzer zihin hallerine girmenin mümkün olduğunu bildirdi. Gülerek ekledi sonra da “Böylece büyülü güçlere ulaşmak için Patanjali’nin bahsettiği (ama önermediği) o çok zor konsantrasyon tekniklerini uygulamaya bile gerek kalmıyor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okudukça pek cazip bulduğum bu süper güçler, tarih boyunca farklı toplumlarda bazen şifa, bazen de egemenlik kurmak amacı ile kullanılmış. Bugün doğa ile bağlarını nisbeten korumayı başarmış toplulukların hemen hepsinde zihin gücüyle “mucize”ler yaratmayı bilen bilge kişiler yaşamaktadır. Amazonlar’ın kalbinde yaşayan Yanamamolardan, Moğolistan’ın uzak ve soğuk bir köşesinde hayatlarını sürdüren Tuva Türklerine kadar –nedense– “ilkel” olarak adlandırdığımız toplulukların insanları, zihnin üstün gücünün bilincindedirler. Şamanlar, dedeler, hocalar, sadhular, medyumlar (kimi zaman da cadılar, büyücüler, kocakarılar) Patanjali’nin söz ettiği sidhi’lere sahip ve bu gücü kullanmayı bilen kişilerden sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoga’ya gönül vermiş öğrenci, zihnin olağanüstü yeteneklerini keşfettiği an heyecan duyabilir.  Kendimi 9 yaşımın sabahında bulduğum o gün ve sonraları seyahat maceralarımın ardı arkası kesilmeyince ben de heyecanlandım elbet. Bir başka seansın sonunda, o ara NewYork’ta yaşayan en yakın arkadaşım belirdi zihnimde. Mekanın ayrıntılarını ve hatta yürüdüğü meydanın köşesindeki kahve ve kitapçının adını ayırdedecek kadar netti görüntü. Ertesi gün telefonda öğrendim ki, evet, NewYork’da öyle bir meydan vardı ve o, kafamda o resmin belirdiği anda gerçekten orada yürüyor ve beni düşünüyordu. İkimizin de tüylerini diken diken eden bu hikayeyi derste anlatırken baktım Panço yine ilgisiz. Tayland’ın muson yağmurları sezonuydu. Dersten çıktığımızda fırtına patlamak üzereydi. Ayrılırken bana, “Sağ salim varınca haber ver, bu havada bisiklete binmek güvenli değil”. Şaşaladım. Kuzeydoğu Tayland’ın bu uzak kasabasında hiç birimizin telefonu, interneti, bilgisayarı yoktu ki...Nasıl haber vermemi bekliyordu? Hayretime gülümsedi, “bana zihninle bir mesaj at yeter”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün karşılaştığımızda yüzünde bir muzip ifade  “domates neyin nesi anlayamadım” dedi. Kızardım. Anlayamadığı yalandı tabii. “Eve sağ salim döndüm” mesajını yollamıştım evet, sonra bir de deneme yapmak istemiş, mesaja “domates” ekleyivermiştim. Telepatik mesaj gerçekten de yerine ulaşmıştı!  Heyecanım hocamın sakin mavi gözleri ile karşılaşıca sönüverdi. “Bak Defne” dedi, “Yoga yoluna gönül verdiysen, kazandığın ve kazanacağın becerilerden etkilenmemeyi öğrenmelisin. Gün gelecek başının üstünde yarım saat durabilecek, ya da yanındaki insanın ne hissettiğini kendi yüreğinde bileceksin. Bunları hakikatı bulma yolunda takılmadan geçmen gereken engeller olarak görmeye çalış. Kendi gelişmenin seni büyülemesine izin verirsen, diğer insanları küçümsemeye başlarsın. Kendini dev aynasında görmene neden olacak her tür beceri, seni diğerlerinden, bütünden ayıracaktır. Şunu hep aklında tut. Yoganın yolu, kişinin kendi varlığını, katman katman deriniliğiyle keşfedip, kendisi ve hayatla samimileşmesi, bütünleşmesinden geçer. Şimdi iyi düşün. Baş koyduğun yol bu mudur, yoksa gözlerinin önünden patlayan mor mavi ışıklarla  büyülenmek için mi buradasın?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patanjali sıradışı zihin hallerinin insanın nefsiden bağımsızlaşıp, özgürleşmesi yolunda işlevi bulunmadığını kitabın ikinci bölümünde söylüyor. Dahası bu tip doğaüstü güçlere erişen öğrenci esoterik felsefe konusunda uzmanlaşıp, yolun sonuna geldim yanılgısıyla çalışmayı bırakabilir ve kendi güçlerine saplanıp kalabilir. Yoga çalışmasında kaydettiğimiz ilerleme, meditasyon pozunda yerden kaç santim yükseldiğimizle değil,  dürüstlük, gönül gözü ile gerçekleri görebilme ve hayatın içinde akma becerimiz ile ölçülebilir ancak. Modern Yoga’nın babası olarak bilinen Krishnamacharya’nın yine Yoga ustası oğlu T. K. V Desikachar’ın Vibhudipada’ya dair söylediklerini hatırlıyorum: “Bu bölümde Patanjali, öğrencinin kendini Faust’takine benzer bir pazarlık içinde bulabileceğinden sözeder.  Goethe’nin ünlü karakterine sunulduğu gibi, Yoga öğrencisine de hayal gücünün çok ötesindeki yetenekler vaadedilir. Öğrenci keskin bir dikkatle kendini izlemiyorsa, ruhunu değil ama –ruh ölümsüzdür– özgürlüğe kavuşma ve hakikati bulma şansını bu noktada yitirebilir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKI SONRA NE OLDU????&lt;br /&gt;ARKASI YARIN! Bİ YERE AYRILMAYIN!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-2628336242301838284?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/2628336242301838284/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=2628336242301838284' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/2628336242301838284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/2628336242301838284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkasi-yarin-yollar-ya-da-cocukluga_02.html' title='ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxZ-__mFAFI/AAAAAAAAAGw/eyA1kFT0Hgo/s72-c/aya+sofya.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-4350212619930105451</id><published>2009-12-01T10:45:00.001-08:00</published><updated>2009-12-01T11:19:22.510-08:00</updated><title type='text'>ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxVsKAsKDrI/AAAAAAAAAGo/8HBnn8lamIM/s1600/paschimo.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxVsKAsKDrI/AAAAAAAAAGo/8HBnn8lamIM/s200/paschimo.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410349446595219122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bölüm 1 &lt;br /&gt;Geçmişe Doğru&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğuma geri döndüğüm yolculukların hayatıma girdiği gün Yoga kursumun birinci haftası dolmak üzereydi.  Gevşeme pozu şavasana’da kollarım ve bacaklarım iki yana açık, sırtüstü yatmış, ayak parmaklarımı bir bir hissedip gevşetmeye çabalıyorum. Vücudu serbest bırakmak, kasmaktan daha zor olabilir mi?  Alt çene, yanakların içi, küçük dil, boğaz... Zorlanıyorum. Kimi organlarımı kasmaya öyle alışmışım ki serbest bırakmayı akıl edemiyorum. Kaskatı boynum ağrıyor ve nasıl serbest bırakacağımı bilmiyorum!  Boğaz, boyun, omuzlar...alt çene tekrar ve yine boğaz....Uzaklardan hocamızın sesini duyuyorum. Uykuya daldığımızda bile beden gün boyunca sıkmaya alıştığı kasları bırakamıyormuş! O yüzden vücüdumuzu ince ince taramamız, kasılmaları hissetmemiz gerekiyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede kalmıştık? Omuzlar, kürek kemikleri, göğüs kafesi, nefesi boşalt ve kalp...ve birden...ıslak sarı beyaz pembe taşlara üstüne basan lacivert sandaletler. Bir önceki hayatım mı yoksa? İlk haftadan reenkarnasyona dair bir ipucu yakalamış olabilir miyim? Ama bu taşlar, pembe, sarı, beyaz, pek tanıdık...bir önceki hayata ait olamayacak kadar dünyevi bir halleri var. Nerede görmüştüm ben bunları? Hep aynı yerde görmeye alıştığınız bir insanı, her gün alışveriş ettiğiniz mahalle manavını mesela, bankada sıra beklerken görünce bir türlü çıkaramazsınız ya, öyle bir his içindeyim. Lacivert sandaletlerin içindeki ayaklar da öyle. Nereden tanıyorum ben bunları? Biraz ileride asmanın altında toprak yumuşak, kızıl, buram buram. Ah! Tabi ya! Büyükada’daki evimizin bahçesi burası. Taşlar, yüzlerce kez üzerlerinde yürüdüğüm bahçe kapısından eve uzanan yolun taşları. Ayaklar, doğduğumdan beri bu bedeni her yere taşımış ve taşıyacak kendi ayaklarım. Alıştığımdan biraz daha ufaklar yalnız.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmecenin devamı çorap söküğü.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yaz sabahı bu. Dokuz yaşımın bir sabahı. Erken bir saat. Ben bahçede musluğun yanında duruyorum. Sabah serinliğinde hırkam üstümde değil ya, ürperiyorum. Bir şey yapmak zorunda değilim. Zamanın bir şeyler yapmadan, boşlukta sallanarak dolu dolu geçtiğini bilecek bir yaştayım henüz. Öylece duruyorum. Herkesten önce uyanmış, kapıları gıcırdatmamaya özen göstererek bahçeye inmiş, sabah saatlerine özgü olduğunu keşfettiğim ışığı, kokuları, sesleri, tenimde oynaşan taze serin havayı içime çekiyorum. Tek başımayım. Ne eksik ne fazla, tastamam tek başıma. &lt;br /&gt;Yoga salonun serin zemininde sırt üstü yatan ben ile, musluğun yanında duran çocuk ben, karşılıklı duruyoruz. Hafızadan bilince akan bir görüntü değil bu. Belki paralel zamanların fakına varmak?  Aradaki yıllar katlanıp çantaya giren şemsiye gibi sahneden çekilmişler. İkimiz de aynı yerdeyiz o anda... Tek başımıza ve tastamam. Çocuk ben için tanıdık, her gün gittiği bir yer. Sırtüstü yatan ben içinse o yer, koca bir köşkte girilmeye girilmeye varlığı unutulmuş bir tavanarası...&lt;br /&gt;Bir taneyle kalmadı. Yoga derslerinin sürdüğü sonraki haftalarda çocukluk anları onları tıkıştırdığım çekmecelerden, dolap köşelerinden üstüme dolu dizgin yağmaya başladılar. Tek anlık karelerdi bunlar. Sadece görüntüleriyle değil, koku, ses ve hisleriyle çakıyorlardı zihnimde... Ya da ben onlara gidiyordum. &lt;br /&gt;Nefes al, göğüs kafesinin arkasını genişlesin. İlkokul ikinci sınıf sabahı kaloriferler yanmadığı için annem önlüğümü elektrikli dilimin üstünde ısıtmış salonda ayakta uyumaya devam eden beni giydiriyor. Soyunmak soğuk, annem sıcak, dışarısı gri, ev yalnız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağa kalkıyoruz. Güneşe selam ederken, bir cumartesi öğleden sonrası. Okulun arka bahçesinde koyun otlatırken gördüğüm sınıf arkadaşım Nesrin (dokuz yaşından beri aklıma bir kere bile gelmemiş bir kız) ve hayatlarımızın farklılığı karşısında duyduğum hayret anı...Rüya görür gibi geçmişe dönüyorum. Görüldüğü andaki rüya kadar inandırıcı gerçekliği. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öne katlanırken salon kapısının gıcırtısı, kimse duymadan evden kendimi dışarı, bahçeye atma telaşım ve salonda ekmek kızartan dedem. Masa ile büfe arasında gidip gelip kahvatı sofrasını hazılıyor, hafiften Vivaldi eşlik ediyor bu sabah ritüeline. Nenem geç kalkmayı sever. “Ooo! Küçük, erkencisin yine” diyor dedem. Ertesi sabah ondan da erkenci olmaya and içerek içimden, bahçeye süzülüyorum. &lt;br /&gt;Arkaya katlanırken, kulaklarımda Erol Evgin çınlıyor.  “Evlerin ışıkları bir bir yanarken, bendeki karanlığı gel de bana sor”... Annem üzülüyor mu bu şarkıyı dinlerken? Bizim evin ışıkları da yanmıyor sanki. Zaten Adile Naşit de bir kez olsun benim adımı saymıyor Uykudan Önce’de. Oysa ben her akşam onun karşısında yemeğimi yiyorum. Kuzucuklarından biri değilim herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz akşamlarının hüzünlü ışığı. Mutfaktan gelen –nenemin pişirdiği– cızbız köftelerin kokusu. TRT’nin “saat 20:30”u haber eden tik tikleri. İçimde bir boşluk. Canım sıkılıyor. Keşke bir kardeşim olsa. Gizlice evlerine girerek alt kat komşumuzun kızının Barbie bebeklerini yürüttüğüm hırsızlık maceralarımın büyürken meğerse beni izlemiş olan utancı. Bir Renault 12’nin deri koltuklarına yapışan bacaklarımın arkasında akan terler, dalında büyüyen domatesin kokusu, mutfak penceresinden bahçeye uzatılan yeşil turuncu çiçek desenli mika bir tabaktaki tekir balıklarının kahkahası, lağım, tuz ve yosun kokulu bir kumsal, Arap ve yavruları... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyülenmiştim...İçimdeki çocukla yeniden buluşmak değil bu yaşadığım. Düpedüz zamanda yolculuk. Sanki birisi hayatımın her anının sadece görüntülerini değil, seslerini, kokularını, hislerini tatlarını da kaydetmişti ve ben Yoga dersleri sırasında o kayıtlara ulaşmış, çocukluğumu yeniden seyrediyordum. Nasıl oluyordu da oluyordu bu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlattıklarımdan etkilenmişe benzemeyen hocam Panço açıkladı. Aslında çok basitti. Yoga, beynin günlük hayatta kullanmadığımız bölümlerini etkinleştiriyor, böylece farklı bilinç hallerini tecrübe edebiliyorduk. Ve evet, insan yaşamının her anını tüm hisleriyle kaydeden biri de vardı: Hafıza. Beynin az kullanılan bölümleri uyandıkça (beyin de aynı kaslar gibi kullanılmadıkça yumuşayıp tembelleşiyor, düzenli çalıştırılınca da potansiyeline doğru sağlam adımlarla yol alabiliyordu) hafıza da silkiniyor, dolap diplerinde sakladığı kayıtları gün yüzüne çıkarıyordu. Aynı durum Yoga çalışmaları sonrasında psişik yeteneklerini keşfeden insanlar için de geçerliydi. Zihnin çalışmaya alışmamış bölgeleri etkinleştikçe sezgiler ve telepati becerisi de güçleniyor, diğer insanların ne hissettiğini bilmek, düşüncelerini duymak kolaylaşıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahları 6’da başlayan derslere düzenli olarak katılmaya başladığımdan beri benim de sezgilerim güçlenmiş, tahminlerim doğru çıkar olmuştu. Hayata dair kararları vermek bile kolaylaşmıştı. Hocam disiplinimi takdir ediyor, yeni yeteneklerimi ve paralel zamanlara yolculuk hikayelerimi ise yarım kulak dinliyordu. Kozmik yolculuklardan sarhoş, dersten çıktığım bir akşam Patanjali’nin Yoga–sutra (Yoga Özdayişleri) kitabını elime tutuşturdu. Üçüncü bölümle başlamalıymışım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARKASI YARIN....BİR YERE AYRILMAYIN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-4350212619930105451?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/4350212619930105451/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=4350212619930105451' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4350212619930105451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/4350212619930105451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2009/12/arkasi-yarin-yollar-ya-da-cocukluga.html' title='ARKASI YARIN: YOLLAR ya da Çocukluğa Dair bir Yoga Macerası'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SxVsKAsKDrI/AAAAAAAAAGo/8HBnn8lamIM/s72-c/paschimo.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3939455190188850705.post-1645495991523572385</id><published>2008-10-24T09:07:00.000-07:00</published><updated>2008-12-11T13:08:43.155-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkçe yoga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gravity and Grace'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='defne suman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cihangir yoga'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Peter Sterios'/><title type='text'>Gravity &amp; Grace Yoga</title><content type='html'>&lt;table class="MsoNormalTable" style="width: 100%;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr style=""&gt;&lt;td style="padding: 0in;"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/td&gt;   &lt;td style="padding: 0in;"&gt;   &lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"&gt;&lt;span class="style3"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;23 Ocak 2008&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"&gt;Istanbul&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/td&gt;  &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;  &lt;p style="line-height: 200%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Geçenlede eski bir arkadaşıma rasladım. Beni hala Boğaziçi Üniversitesi’nde asistan sanırmış. Ya da ne bilsin, doçent fılan olmuşumdur diye düşünmüşmüş. “Yok” dedim, “yogaya başladım, bir daha da bırakamadım, Boğaziçi de o arada mazide kaldı”! Meğer o da ilgilenirmiş yogayla. Soruyor nerede ders veriyorum, nasıl dersler veriyorum...Birden şaşkın, başını kaldırdı, “ah!” dedi “yoksa gravity Defne sen misin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece öğrendim ki Gravity Defne diye bilinir olmuşum ben yoga çevrelerinde! Eh bu kadar Gravity &amp;amp; Grace dersi verince olacak tabii! Nisan sonunda bu tarz yoganın yaratıcısı hocam Peter Sterios Cihangir yoga’da ders (worskhop) vermeye geliyor. Şaşıracak herhalde dünyanın öte yanında bu kadar çok öğrencinin kendi serisini böyle iyi biliyor olmasına!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum da çoğunuz seriyi artık ezbere biliyor ve alışılmadık spiral, dairesel eklem hareketlerinden oluşan pozları yadırgamadan nefesle yapıyorsunuz. G&amp;amp;G derslerine ilk defa girenler de kendilerini sınıfın havasına kaptırıp kısa zamanda nefes ve yerçekimi yardımı ile akıp gitmeye başlıyorlar. Derslerde bu stilin özelliklerinden dem vuruyorum ya biraz da yazayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gravity ve Grace yoga stilinin en belirleyici özelliği eksta kas gücünü serbest bırakıp iç enerjileri canlandırmaya yönelik asanalardan oluşması. Pozlara dış kasları etkinleştirerek girmek yerine kendimizi yerçekimi ve nefese teslim ediyoruz. Hocam Peter yerçekimi (gravity) için “iki fiziksel gücün birbirine olan çekimi” tanımını yapıyor. Bu fiziksel güçlerden bir tanesi yer çekimi (büyük güç) diğeri de maddi bedenimiz (küçük güç). Pozlar ikisi arasındaki ilişkiyi kullanmamız sonucunda kendiliğinden geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peter’ın “grace” (hem zerafet hem de tanrının lütfu anlamına geliyor. Eren’in “letafet” tercümesi en yerinde olanı galiba!) tanımı ise iki ruhun (manevi bedenin) birbirine doğru çekimi. “Ruhumuz (özümüz) ile kainatın ruhunun (Yaradan’ın) birbiri ile ilişkisi” diyor Peter. Küçük ruh büyük ruh ilişkisi diye basitleştirebiliriz. Bu ilişkiyi kuran köprü ise nefes. Maddi beden kendini yerçekimine (gravity) bırakırken, manevi beden kendini nefes yoluyla kainatın kollarına bırakıyor. Peter’ın derslerinde sık sık tekrarladığı, mat üzerindeyken veya günlük hayatımızda yol alıken ara sıra kendimizi bu iki güce teslim etmeyi deneyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kas gücü gerektiren büyük asanalara G&amp;amp;G setlerinde raslamıyoruz. Dinamik bölümün başındaki aya selam serisinde bile kaslar olabildiğince gevşek, hareketlerin kaynağı dış kaslar değil, iç enerji. Bu yüzden bir çoğumuz kollarımızı sanki başka bir güç kaldırıp indiriyormuş hissine kapılabiliriz. (“Kanat takmışım gibi hissettim” diyordu bir dostum dersin sonunda) Genellikle dış kasları etkinleştirerek hareket etmeye alışmışız. Günlük hayatta ve spor yaparken hareket dış kasların devreye girmesiyle başlıyor. Yogada ise (bir kaç stil haricinde) bu durum tersine dönüyor. Ünlü yoga hocası Iyengar, asanaların bedenin dış tarafını değil, iç taraflarını çalıştırmak üzere tasarlanmış olduklarını yazıyor. Yoga asanalarını yaparken dış kollar yerine iç kollar, (örn: köpekleme-Adho Mukha Şvanasana) üst bacak kasları (kuadresepler) yerine iç bacaklar (örn: at pozu -Vatayanasana) , karnın yüzeye yakın baklava kasları yerine omurgayı saran iç kas psoas çalışıyor (örn: Kayık pozu- Navasana) .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış kas kaynaklı hareketten iç kaslara geçmek o kadar da kolay değil. Yılların alışkanlığı var bir kere. Egzersiz yaparken efor harcamamız gerektiğine dair sarsılmaz inancımız ve yoga asanaları egzersiz olarak görmeye eğilimli zihnimiz var sonra...Dış kasları serbest bırakmak başlangıçta kavraması zor bir talimat. Hele ki serbet bırakmanız söylenen o kaslar elinizin altında tir tir titremekte iseler!!! (Hatırlayınız: At pozu!) Yine de iç kaslara geçiş dış kasları serbest bırakmakla başlıyor. Yüzey kasları serbest kalınca, bizi ayakta veya içinde bulunduğumuz pozda tutmak için iç kaslar devreye giriyorlar. Bunlar kemikleri saran, doğru hizaladığınız zaman kendi kendilerine çalışmaya başlayan kaslar. Pek fazla iş görmediklerinden güçsüzler ama kaslar en nihayetinde. Çalıştırdıkça güçleniyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Merkezden hareket etmek” ancak iç kaslar güçlendiği zaman anlam kazanan bir kavram. Merkez, göbek deliğimizin iki-üç cm aşağısından içeriye, kuyruk sokumuna doğru girdiğimizde tam ortada hayal ettiğimiz enerji küresi. Burası bedenin hareket, enerji ve ağırlık merkezi. (Başın ağırlığı burada dengeleniyor) Bu bölge kendi başına yeni bir blog konusu bile olabilir (eh olsun o zaman!). Tias Little “belly brain” tabirini kullanıyor bu bölge için. Karın beyni. Hocalık eğitimindeyken kafamızdaki beynin bir diğerinin bu merkezde saklı (manevi bedene ait) olduğunu anlatmıştı. Ana rahminde büyümeye başlayan ceninin kafa beyni ve karın beyni ilk aylarda birbirine yapışık olarak gelişiyor. Ancak üçüncü aydan sonra omurganın gelişimiyle ayrılıyorlar. Ya da, daha doğrusu omurga aralarında köprü olarak hizmet görüyor, aslında hiç kopmuyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gravity &amp;amp; Grace derslerinde “hareketleriniz merkezden kaynaklansın” dediğimi sık sık duyuyorsunuz. Bu kasları zorlayarak değil, nefes ve yerçekimine teslim olarak, dış kaslar serbest, iç kaslar aktif, dikkatinizi tam o orta noktadaki hayali kürede tutarak hareket edin, demek oluyor. Kolay iş değil! Hem de hiç kolay değil. Uzak doğu savaş sanatlarının (Martial Arts) özünde bu merkez enerjisi ile çalışmak yatar. Karate, Taekwando, Aikido, Tai chi ve Qi Qong ustalarının çalışmalarındaki zerafet dış kaslarından değil, merkezlerinden gelen hareketlerden kaynaklanır. Rivayete göre gerçek bir Qi Qong hocası, kendisine gelen öğrenciye at pozunu (Vatayanasana) gösterip yarım saat boyunca bu pozda durmayı öğrendikten sonra (ortalama on ay) geri gelmesini söylermiş. Öğrenci ancak o zaman hazır olacakmış qi qong öğretisini almaya!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grace’in anlamlarından biri olan zerafet, merkezden, iç enerji kaynaklı hareket ettikçe, nefes ile yerçekimine kendimizi teslim ettikçe yogamıza yerleşiyor. Hareketlermize zerafet getirmeyi düşündüğümüzde (mat üzerinde veya günlük hayatta) daha az efor harcıyoruz. Bu da bizi prana tasaffurufuna götürebiliyor. Kendi enerjimizin tasarrufu! Çocuk pozundan bağdaşa geçişte “mümkün mertebe az hareket ve ses olsun” diyorum mesela. Zerafet parmak uçlarında atılan adımlardan değil, rafine ve duru hareketten doğuyor. Olabildiğince az sağa sola bakınarak, çıkardığımız seslerin farkında, fazlalıkları hayata katmadan, uyanık, dikkatli yaptığımız yoga çalışmaları bize dolu dolu bir hayat sunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da işte grace’in lütuf anlamına gelen karşılığı olsa gerek!&lt;br /&gt;Namaste!&lt;br /&gt;“Gravity” Defne&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3939455190188850705-1645495991523572385?l=defnesumanyoga.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/feeds/1645495991523572385/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3939455190188850705&amp;postID=1645495991523572385' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/1645495991523572385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3939455190188850705/posts/default/1645495991523572385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://defnesumanyoga.blogspot.com/2008/10/gravity-grace-yoga.html' title='Gravity &amp; Grace Yoga'/><author><name>Defne Suman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17530360111018134330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_3f8Wm0SKmD0/SNsSLBvQADI/AAAAAAAAAAM/MAY3cvj0NDk/S220/Snapshot+of+me+3.png'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
